Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2010/9624 E. 2010/11936 K. 05.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9624
KARAR NO : 2010/11936
KARAR TARİHİ : 05.07.2010

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı (karşı davacı) ve birleşen davanın davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Asıl davada; davalılardan Tülay ile Kayseri 1.Aile Mahkemesinin 2004/893 E.1114 K.sayılı ilamı gereği boşandıklarını boşanma sonucunda diğer davalı müşterek çocukları …’nin velayetinin davalı anneye verildiğini ve bu müşterek çocuk için 350 TL iştirak nafakasına hükmolunduğu, hükmolunan bu nafakanın gelecek yıllarda her yıl TÜFE oranında artılmasına karar verildiği ve bu şekilde ilamın kesinleştiği, müşterek çocuk …’ye hala nafaka ödediğini, davalı çocuğun üniversite eğitimini de bitirdiğini, iştirak nafakası şartlarının ortadan kalktığı iddia olunarak davalı müşterek çocuğun iştirak nafakasının kaldırılması talep ve dava edilmiştir.
Karşı davada ise; davacı müşterek reşit çocuk …’nin halen İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde öğrenci olduğunu, eğitim hayatının devam ettiğini, mevcut iştirak nafakasının 541 TL olduğunu ihtiyaçlarını karşılamadığını ileri sürerek davalı babadan 750 TL yardım nafakası talep ve dava edilmiştir.
Birleşen davada ise; davalı babanın dava dışı anne ile Kayseri 1.Aile Mahkemesinin 2004/893 E.1114 K. Sayılı boşanma sonucunda davacı lehine 200 TL iştirak nafakası takdir edildiğini ve bu nafakanın gelecek yıllarda da TÜFE oranında artırılmasına karar verildiği, davacının halen Özel Sabancı Üniversitesi Mühendislik Ve Doğa Bilimleri bölümünde öğrenci olduğunu, mevcut iştirak nafakasının ihtiyaçları karşılamadığı ileri sürülerek aylık 750 TL yardım nafakasının davalıdan talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, asıl davadaki iştirak nafakasının kaldırılma şartları oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine,
Karşı davanın kısmen kabulü ile TMK 328.maddesi gereği Kayseri 1.Aile Mahkemesinin 2004/893 E-2004/114 K. sayılı ilamı ve aylık 350 TL olarak belirlenen her sene TÜFE oranında artırılmasına karar verileren iştirak nafakasının karşı davacı … için dava tarihinden itibaren davacının eğitiminin sona erinceye kadar eğitim (yardım) nafakası olarak devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine;
Birleşen davanın ise; kısmen kabulü ile 4721 sayılı TMK 328.maddesi gereği Kayseri 1.Aile Mahkemesinin 2004/893 E-2004/114 K. sayılı ilamı ile aylık 200 TL olarak belirlenen ve her sene TÜFE oranında artırılarak hükmolunan davacı Serdar’ın iştirak nafakasının dava tarihinden itibaren davacının eğitimi sona erinceye kadar eğitim (yardım) nafakası olarak devamına karar verilmiş, hüküm asıl davanın davalıları, karşı davanın ve birleşen davanın davacısı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, asıl davada davalı … (11.08.1986) dava tarihi olan 19.12.2008 tarihi itibariyle reşitdir. Dava ve taraf ehliyetini kazanmış olması itibariyle yalnızca bu davalıya karşı nafaka kaldırım davası açılması gerekirken, davalı Anneye karşı dava açılmış olması doğru değildir. Bu durumda diğer davalı (Anne) Tülay yönünden husumetten davanın reddilmesi gerekirken bu davalı yönünden de davanın esastan reddedilmesi doğru görülmemiştir.
Yine asıl davada davalılar … ve .. …kendilerini ayrı ayrı vekil ile temsil ettirmiş olmalarına göre bu davalılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken tek vekalet ücretine hükmolunması da doğru değildir.
Birleşen dava yönünde temyiz taleplerinin incelenmesinde ise;
Davacı çocuk Sadık Serdar Özel Sabancı Üniversitesinde burssuz olarak eğitim görmektedir. Bu durumda bu davacının eğitim giderinin ne kadar olduğu ilgili üniversiteye sorularak eğitim giderinin tam olarak tesbit edilip sonucu dairesinde hüküm kurulması gerekirken bu konuda araştırma ve tesbit yapılmadan yazılı şekilde eksik inceleme sonuçunda hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu dava yonundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.07. 2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.