YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10108
KARAR NO : 2011/16027
KARAR TARİHİ : 20.10.2011
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, üniversiteye kayıt yaptırdığını ileri sürerek; öğrenci olması nedeniyle aylık 500,00 lira yardım nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile aylık 250,00 TL yardım nafakasının tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 328/2. maddesine göre: “Çocuk … olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sone erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”
Aynı kanunun 364. maddesine göre; “Herkes, yardım etmediği taktirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”
365. maddesinin 2. fıkrasında ise;” Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” Düzenlemesi ile nafakanın taktir kıstası konulmuştur.
Somut olayda; davacı 1991 doğumlu olup, reşit ve sağlıklı olması nedeniyle çalışabilir konumda ise de; yaşı itibariyle henüz öğrenim çağında olduğu ve açık öğretime kayıt yaptırdığı anlaşılmaktadır. Yukarıdaki kanun hükmünde de belirtildiği gibi eğitimi devam eden çocuğa, ana ve baba eğitimi sona erinceye kadar bakmakla yükümlüdür.
Ancak, davalı baba da markette işçi olarak 650,00 TL asgari ücretle çalışmakta, karısına 200,00 TL ve reşit olmayan kızına da 150,00 TL tedbir nafakası ödemektedir. Çalıştığı markete ortak olduğu ve mal varlığını kardeşine devrettiği ileri sürülmüş ise de, bu konuda somut bir olgudan bahsedilmemiş, duruşmada sadece karısına ait aracı kendisinin kullandığını, karısının ehliyetinin bulunmadığını beyan etmiştir. Kaldı ki, karısına ait aracı market işlerinde kullandığı kabul edilse dahi bu durum tek başına markete ortak olduğunu da göstermez. Davacı beyanları yanında, davalı 1994 yılında çalıştığı Otosan’dan ayrılarak aldığı tazminat ile ev aldığını, (bu evde davacı ve annesinin ikamet ettiği anlaşılmaktadır), 1996 tarihinden beri aynı markette sigortalı işçi olduğuna dair belge ve kayıtlar sunmuştur.
Bu nedenle, gerekirse yeniden, zabıta ile komşulardan ve ilgili kurumlardan resen araştırma yapılarak davalının geliri ve yardım nafakası olarak ödeyebileceği miktar saptanmadan, dosya içindeki kayıtlarla uyuşmayan, soyut davacı tanıklarının beyanları ile ödeme gücünü aşar şekilde yüksek yardım nafakasına hükmedilmesi, TMK.nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.