Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/10117 E. 2011/16029 K. 20.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10117
KARAR NO : 2011/16029
KARAR TARİHİ : 20.10.2011

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, kendilerini terk eden davalıdan davacı eş kendisi için 200,00 TL; reşit olmayan müşterek çocuk … için 200,00 TL tedbir nafakası ve reşit olan davacılar … ve … gelirlerinin bulunmaması nedeniyle kendileri için aylık 200,00 er TL yardım nafakasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davalının sağlığını kurtarmak için evden ayrıldığını, davacıların davalıya ait evde oturduğunu, davacılar … ve …’nın çalıştığını, …’ın ise tarafların torunu olup, babasının askerde olması nedeniyle taraflar üzerine kayıt edilmiş ise de, anne ve babası tarafından bakılıp büyütüldüğünü, gerekirse bu konuda dava açılabileceğini, asgari ücretle çalışan davalının sağlık sorunları nedeniyle emeklilik için müracaat ettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü davacı eş için 200,00 TL, … için 100,00 TL tedbir nafakası ve … ve … için 125,00 er TL yardım nafakasının tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
TMK.nun 197. maddesi uyarınca, hakim birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkı, konuttan yararlanma vs konularında gerekli tedbirleri alır.
TMK:328. maddesine göre de, ana ve babanın bakım borcu çocuk … oluncaya kadar devam eder.
Aynı kanunun 364. maddesine göre; “Herkes, yardım etmediği taktirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür.”
365. maddesinin 2. fıkrasında ise;” Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.” Düzenlemesi ile nafakanın takdir kıstası konulmuştur.
Somut olayda; davacı davalının karşı konulmayan savunması ve tanık olarak dinlenen tarafların müşterek çocuğu Bülent’in beyanına göre … tarafların çocuğu olmayıp, torunlarıdır. Çocukla baba arasındaki soybağı ilişkisi, nafaka saptanmasında öncelikle araştırılması gereken bir husus olup, mahkemece davacı ve davalıya nesebin reddi davası açmak üzere süre verilerek, sonucuna göre karar vermek gerekirken bu hususun eksik bırakılması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Ayrıca, yardıma muhtaç olduklarını ispat külfeti davacılar üzerindedir. Reşit ve sağlıklı olması nedeniyle çalışabilir konumda olan davacılar … ve …’nın çalışıp çalışmadığı resen 3. cü kişilerden ve ilgili kurumdan araştırılmadan, zabıta araştırmasında alınan beyanlarında ise, davacı … abisinin çalıştığı (dayısına ait olduğu belirtilen ) pastaneye yardıma gittiğini beyan ettiği, herkes çalışması karşılığı ücret talep hakkına sahip olduğu halde, bu husus üzerinde durulmadan, yoksul olduklarının kabulü de doğru değildir.
Kaldı ki, davalı baba da fırında işçi olarak 650,00 TL asgari ücretle çalışmakta, orada yatıp kalkmaktadır. Dava sırasında 26.1.2011 tarihinde emekli olmuş, aylık 590,00 TL maaş almaya başlamıştır.
O nedenle, gerekirse yeniden, zabıta ile komşulardan ve ilgili kurumlardan resen araştırma yapılarak davacıların ve davalının geliri ve yardım nafakası olarak ödeyebileceği miktar saptanmadan, dosya içindeki kayıtlarla uyuşmayan, soyut davacı tanıklarının beyanları ile ödeme gücünü aşar şekilde toplam 550,00 TL nafakaya hükmedilmesi, TMK.nun 4. maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.