Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/10766 E. 2011/19018 K. 29.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10766
KARAR NO : 2011/19018
KARAR TARİHİ : 29.11.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde nafakaya ilişkin olarak 50.878 TL borçlu olmadığının tespiti ile %40 tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde Davalı vek.Av. … geldi. Davacı vek.Av. … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili ile davalının 19/09/2002 tarihli kararla boşandıklarını, mahkemece; protokol hükümlerine göre, müşterek çocuk için 250 TL, davalı eş için de aylık 250 TL olmak üzere nafaka ödenmesine karar verildiğini, davacı müvekkilinin, mahkeme ilamında belirtildiği şekilde nafakaya ilişkin ödemelerini yaptığı halde, davalının haksız olarak nafaka borcunun tahsili için icra takibi yaptığını ileri sürerek; müvekkilinin, nafakaya ilişkin olarak davalıya 50.878,00 TL ödemede bulunduğunun ve davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitine karar verilmesini, %40’tan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça yapılan ödemelerin yalnızca nafaka ödemeleri olmadığını, tazminat borçlarından dolayı da yapılan ödemelerin bulunduğunu; icra mahkemesinde takibin iptali için açılan davaların, sadece 4.750 TL üzerinden kısmen kabulle sonuçlandığını; haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini ve davacının %40 tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile; davacının takip tarihi itibariyle 17.106,64 TL borçlu olduğunun tespitine; karşılıklı inkar tazminatı taleplerinin ise reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince süresinde temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; hesaplamanın dava tarihi itibariyle yapıldığı belirtilmiştir. Oysa davacının talebi; aleyhinde yapılan icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece takip tarihi itibariyle(nafakaya ilişkin) borç miktarı ve ödemelerin hesaplattırılması gerekmektedir. Yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, HUMK’nun 74.maddesine göre “hakim her iki tarafın iddia ve müdafaalarıyla mukayyet olup ondan fazlasına veya başka birşeye hüküm veremez.”
Davadaki istem, borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece, “davacının takip tarihi itibariyle 17.106,64 TL borçlu olduğunun tespitine” şeklinde hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine mahal olmadığına, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 825 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.