YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11495
KARAR NO : 2011/18025
KARAR TARİHİ : 17.11.2011
MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı, kendisi ve çocuklarıyla ilgilenmeyen davalı eşinden aylık 300 TL, müşterek çocuklar için de 150’şer TL tedbir nafakasının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davacının fiilen çalıştığı, düzenli bir işe ve gelire sahip olduğu dikkate alınarak, davasının reddine, müşterek çocuklar … ve … için ayrı ayrı aylık 150’şer TL tedbir nafakasının tahsiline karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının temyiz itirazları yerinde değildir.
2-TMK.nun 186/3.maddesinde; eşler birliğin giderlerini güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılırlar, hükmü yer almaktadır.
Aynı Yasanın 197.maddelerine göre de; ayrı yaşama hakkı olan eş, diğer eşten tedbir nafakası isteyebilecektir.
Somut olayda, davacı kadın ayrı yaşama hakkına dayalı olarak tedbir nafakası istemektedir. Tedbir nafakasının niteliği ve yasal düzenleme gereği, davalı koca birliğin giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Zira, evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler mevcuttur. Bu giderlere örnek olarak, kira, yakıt, elektrik, telefon ve su parası gibi giderler gösterilebilir. Giderlere katılmada ise ölçü eşlerin güçleri esas alınmalıdır. Davacı kadının geliri bulunması, emekli olması, davalıyla denk olması, hatta davalının gelirlerinin daha fazla olsa bile, davalı kocayı ortak giderlere katılma yükümlülüğünden büsbütün kurtarmaz. Bu durum sadece nafaka miktarının takdirinde etkili olabilir. Keza, davacı kadının belirli ve sürekli bir gelirinin olması, ona, tedbir nafakasının bağlanmasını engelleyici bir hal değildir.
Hakim, eşlerin birlikte yaşarken sürdükleri hayat seviyesinin ayrı yaşamaları halinde de korumaları gerektiğini gözetmelidir. Somut olayda tanık anlatımlarından davalının eş ve çocuklarının geçimi ile ilgilenmediği, dolayısıyla davacının ayrı yaşamada hakkı olduğu anlaşılmaktadır.
O halde yukarıda açıklanan ilke ve esaslar gözetilmek suretiyle davacı eş çalışıyor olsa dahi onun lehine de hakkaniyete uygun bir miktarda nafakaya hükmetmek gerekirken, istemin reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.