YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13720
KARAR NO : 2011/19841
KARAR TARİHİ : 07.12.2011
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.186.00 TL kira alacağının ıslahla 4.452.90 TL’nin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı, davalının TBMM lojmanında ikamet ettiğini, 15.1.2003 tarihi ile lojmanı tahliye ettiği 17.7.2003 tarihleri arasındaki kira borcunu ödemediğinden fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 4.186,00 TL kira borcunu yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bilirkişi raporu ile kira borcu ve faiz miktarı fazla belirlenmesi nedeniyle davacı davasını 26.12.2010 tarihli dilekçe ile ıslah etmiştir. Davalı ise isteğin fahiş ve haksız olduğunu, 10.06.2008 tarihinde 1.000,00 TL ödediğini ve Milli Emlak Dairesi Başkanlığının ödeme ihtarını 07.05.2005 tarihinde tebellüğ etmekle bu tarihte temerrüde düştüğünü belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 14.09.2010 tarihli bilirkişi raporuna göre 3.452,90 TL asıl alacak ve dava tarihine kadar işleyen 4.669,85 TL faiz alacağının tahsiline karar verilmiştir.Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Ancak, hükme esas alınan 14.09.2010 tarihli ek bilirkişi raporu ve müddeabihin artırılmasına ilişkin 26.12.2010 tarihli ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmemiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 83. ve ardından gelen maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah, taraflardan birinin usule ilişkin bir işlemini kısmen veya tamamen düzeltilmesine olanak tanıyan bir yoldur.Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonraki yasal durum itibariyle, kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olan davacının, dilerse, ek dava açmak yerine, saklı tuttuğu alacak bölümü için o (kısmi) dava içerisinde ıslah yoluyla talepte bulunabilmesi mümkündür. Yukarıda değinildiği üzere, kısmi ıslah yoluyla müddeabihin artırılabilmesi olanağı, bir anlamda, artırıma konu kısmın ek dava yoluyla istenilmesinin alternatifi niteliğinde bulunduğundan; yeni bir dava açılmış gibi, istem miktarını içeren dilekçe karşı tarafa tebliğ edilecek ve harç yatırılacaktır. Somut olayda; ıslah dilekçesi ve ek bilirkişi raporu davalıya tebliğ edilmeyerek davalının savunma hakkının kısıtlanmış olması doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.