YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14434
KARAR NO : 2011/18852
KARAR TARİHİ : 28.11.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde davacıya ait tamirhanede davalıya ait aracın tamirinin yapılmasına rağmen bedeli 3.551.80 TL’nin ödenmediği faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava, hukuksal nitelikte araç tamir bedelinden kaynaklanan alacağın tahsili isteminden ibarettir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları reddedilmelidir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde 2 796,60 alacağın hüküm altına alınmasına karar verilmesini istemiştir. Hükme esas alınan uzman bilirkişi raporu ile talep edilebilecek alacak miktarını 3.551,80 TL olarak belirlenmiştir.Ne var ki davacı fazlaya ilişkin haklarını dava dilekçesiyle saklı tutmadığı halde, 19.10.2009 tarihli dilekçesiyle dava konusu miktarı 2 796,60 TL’den 3 551,80 TL’ye çıkartmıştır. Davacı, dava dilekçesiyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığına göre isteğini bu miktarla sınırlandırmış ve fazlaya ilişkin hakkından da böylece vazgeçmiş sayılır. (HGK 14.04.2004 gün 2004/4-2005-227 K.) Hakkın tutarı yönünden ihtirazı kayıt olmaksızın bu iradenin, ulaşmakla yenilik doğuran bir durum meydana getireceği dikkate alındığında, bu yeni durum aynı zamanda fazlaya dair hakkın düşmesi sonucunu da doğurur. (HGK 08.10.2003 gün 2003/9-510-555 K.) Anayasa Mahkemesinin 07.11.2001 günlü R.G.yayınlanan 20.07.1999 günlü kararıyla iptal edilmiş olan HUMK.nun 87.maddesinin “Müddei Islah suretiyle müddeabihi tezyit edemez.” şeklindeki son cümlenin sonucunda davadaki talep sonucunun ıslah yoluyla artırılması usulen olanaklı hale gelmiştir.
Ancak fazlaya dair hakların saklı tutulmamış olması halinde ıslah yoluyla arttırılması hukuken olanaklı değildir. Bu bakımdan, 19.10.2009 tarihli ıslah dilekçesinin değerlendirmeye alınması düşünülemez. Hükmün, HUMK’nın 74. maddesi gereğince istekle bağlı olarak kurulması gerekir.
Anılan yönler gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.