YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14486
KARAR NO : 2011/19561
KARAR TARİHİ : 05.12.2011
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 10.000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili, davalının 1469 parsel sayılı taşınmazın 1330 m² lik kısmını işgal ettiğini ileri sürerek 1.1.2004 – 6.10.2008 tarihleri arasındaki dönem için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000 TL ecrimisilin faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, tarafların paydaş olduğu taşınmazda fiili kullanım biçimi oluştuğunu, müvekkilinin payının kullandığı yerden az olduğunu öğrenince 2004 yılında dava açtığını, ancak tapu kaydına itibar edilerek davanın reddedildiğini savunarak; davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece; paylı mülkiyete tabi taşınmazda, payından az yer kullandığını iddia eden paydaşın bu sorunu açacağı taksim veya ortaklığın giderilmesi davası ile çözebileceği, bu çözüme gidilmeden açılacak ecrimisil davasının ise dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.TMK. 693. maddesinin 1.fıkrasında; “Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre, her paydaşın, paylı mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, yasanın yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmesi nedeniyle bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Bu nedenle, taşınmazın kullanma biçimi; tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili kullanma biçimi oluşmuş ve uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse kayıtta paylı, eylemsel olarak (fiilen) bağımsız bu oluşumun, tapuda yapılacak resmi taksime veya şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde bir imar uygulaması yapılmasına kadar korunması, “akde vefa” kuralının yanında TMK’ nun 2. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralının da bir gereğidir. Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim anılan yasa maddesinde, yararlanma hakkının “diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde” mevcut bulunduğu kesin bir biçimde belirtilmiştir.
Paya uyan bir belirtme ve sınırlama olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini göz önünde tutarak araştırılmak gerekir.Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar ise, tazminat ödemekle yükümlü tutulmalıdır.Somut olayda; paylı mülkiyete tabi taşınmazda oluşan fiili kullanma biçimi, davalı paydaş tarafından kullandığı yer itibariyle payının artırılması istemiyle açılan tapu iptali ve tescili davası nedeniyle bozulmuştur. Bu durumda, açtığı davaya ilişkin dilekçesinin tebliğinden itibaren davalının kötüniyetli işgalci olarak ecrimisilden sorumlu tutulması gerekmektedir.Mahkemece yapılacak iş, taraflar arasında görülen …3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/127 E. sayılı dava dosyasındaki dava dilekçesinin davacıya tebliğ tarihinden, işbu dava tarihine kadar olan dönem için bilirkişilerden ecrimisil hesaplaması yaptırıp sonucuna göre ecrimisil alacağına hükmetmekten ibarettir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.