YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15554
KARAR NO : 2011/20081
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL’nin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Davacı tarafından 08.05.2009 tarihinde açılan ve eldeki dosya ile birleştirilmesine karar verilen dosyada ise davacı, 218.198,43 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulü cihetine gidilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesi ile; davacının mülkiyeti Maliye Hazinesine ait taşınmazı Muhtaç Çiftçilere Kiraya verilen Araziler kapsamında 1980 yılında kiralayıp uzun yıllar tasarrufunda bulundurduğunu, bu arada davalının belirlediği ecrimisil bedelini de ödediğini, yıllar içerisinde taşınmaza çeşitli ağaçlar dikip, kuyu, havuz, ambar gibi yapılar inşa ettiğini ancak dava konusu taşınmazın davalı tarafından TOKİ Başkanlığına tahsis edildiğini, davacının tamamen iyiniyetle dikip yetiştirdiği ağaçlar ile yaptığı yapı bedellerinin ise ödenmediğini ileri sürerek TMK’nun 722 ve 723 maddeleri uyarınca fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL alacağın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile idareleri arasında herhangi bir sözleşme imzalanmadığını, taşınmazın davacı tarafından 1987-1994 yıllarında işgal edildiğini ve bu döneme ilişkin ecrimisil bedelinin ödendiğini bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, davacının ilk kiraladığında boş olan yere kendi emek ve mesaisi ile diktiği ağaç ve yapı bedellerinin 228.198,43 TL olduğu, iyiniyetli olan davacının bu bedeli talep edebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Hükmün davalı vekilince temyizi üzerine, dairemizin 2010/2480-3141 sayılı kararı ile; davacının dayandığı 17.12.1981 başlangıç tarihli sözleşmenin taraf imzalarını içermediği, davacının idareye ödediği bedelin kira bedeli olmayıp, ecrimisil olduğu bu nedenle davalı … Hazinesine ait taşınmazı geçerli bir kira sözleşmesine dayalı olarak kullandığını ispat edemeyen davacının iyiniyet iddiasının kabul edilemeyeceği, davacıya ait olan ağaç ve yapılar için TMK’nun 723/son maddesine göre arazi malikinin, malzeme sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olduğu, hükmedilecek miktarın davacının yaptığı giderler olmayıp, malzemeler nedeniyle taşınmaz malikinin zenginleştiği miktar olduğundan bu hususlara değinmeyen bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesisinin yanlış olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.Davacı taraf, birleşen dosyadaki dilekçesi ile, dava konusu taşınmazda mahkemece yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporunda, tazminat alacağının 228.198,43 TL olarak hesaplanması ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 10.000,00 TL tazminata hükmedilmesi nedeniyle saklı tutulan 218.198,43 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma sonrasında mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre ve TMK’nun 4.maddesinde belirlenen takdir hakkı kullanılarak, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, alınan bilirkişi raporu dairemizin bozma ilamında belirtilen hususları içermediğinden hüküm kurmaya elverişli değildir. İnşaat Mühendisi bilirkişice tanzim edilen raporda; “davalıya ait arsanın üzerinde davacı tarafından yapılan binaların 28.08.2008 tarihindeki minimum malzeme bedelinin toplam 100.412,62 TL olduğu belirtilmiş ise de; Dairemizin bozma ilamında belirtildiği gibi, davalı … Hazinesine ait taşınmaz üzerine davacı tarafından yapılan yapıların TMK’nun 723/son maddesi gereğince enkaz değeri hesaplanmak sureti ile tespit edilen uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken yapıların malzeme bedeli hesaplanmak sureti ile bilirkişice tespit edilen bedel üzerinden hüküm tesisi yanlış olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.