Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/15720 E. 2011/18990 K. 28.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15720
KARAR NO : 2011/18990
KARAR TARİHİ : 28.11.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Asıl davada 4.070 TL alacağın, karşılık davada ise 2.100 TL alacak ile 3.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece asıl davanın reddine, karşılık davanın ise kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı (k.davalı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili, davalı avukatın müvekkilinin eski vekili olduğunu, Bandırma 2. İcra Müdürlüğünün 2001/3797 sayılı dosyası üzerinden başlatılan takipte davalının 4.070,28 TL tahsil etmesine rağmen müvekkiline ödemede bulunmadığını ileri sürerek; 4.070,28 TL nin tahsil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı, takip nedeniyle tahsil ettiği paraların bir kısmını elden, geriyi kalan kısmını ise PTT kanalı ile göndererek ödediğini savunmuş, karşılık davasında ise; davacıyı temsilen açtığı dava ve başlattığı takipler nedeniyle hak ettiği ücret ödenmeden haksız olarak azledildiğini, ayrıca davacının haksız şikâyeti nedeniyle şahsi ve mesleki itibarının zedelendiğini ileri sürerek; 2.400 TL avukatlık ücreti alacağının azil tarihinden, 3.000 TL manevi tazminatın ise şikâyet tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece; tanık olarak dinlenilen davacının oğlunun, davalının tahsil ettiği paraları annesine ödediğini beyan etmesi nedeniyle asıl davanın reddine, karşılık davanın ise avukatlık ücreti istemi yönünden kabulüne, manevi tazminat istemi yönünden ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Avukatlık Kanununun 166. maddesi uyarınca; Avukat, müvekkili tarafından verilen veya onun namına aldığı malları, parayı ve diğer her türlü kıymetleri avukatlık ücreti ve giderin ödenmesine kadar, kendi alacağı nispetinde elinde tutabilir.
Somut olayda ise; davalı, icra kanalı ile tahsil ettiği parayı müvekkili olan davacıya (vekâlet ücretini kesmeden) ödediğini iddia ettiğine göre; bu iddiasını HUMK. nun 288. maddesi gereğince kesin delillerle ispatlamalıdır. Bu nedenle, davacı tarafın karşı koymasına rağmen (HUMK. m 289) dinlenilen tanığın beyanına itibar edilmesi usul ve yasaya uygun değildir.
Ne var ki davalı, PTT kanalı ile yaptığı ödemelere ilişkin belgelerin bu dava dosyası içerisinde bulunan diğer dosyalarda yer aldığını bildirmiştir.
Hal böyle olunca, davalı tarafın delillerinin usulünce değerlendirilmesi ve azilin haklı olup olmadığının belirlenmesinden sonra asıl ve karşılık davadaki istemler hakkında hüküm kurulması gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.