YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19048
KARAR NO : 2012/1667
KARAR TARİHİ : 25.01.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.500,00 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava; trafik kazası nedeniyle yaralanmadan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacı baba, oğlunun trafik kazası sonucu yaralandığını belirterek 2.500,00 TL maddi, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında davacının yararlanan oğlu reşit olmuş ve davacı sıfatıyla yargılamada yer almıştır.Yerel Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.Davaya konu tazminat talepleri yaralamalı trafik kazasına dayanmaktadır. Kişilik hakları, kişinin; yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklardır. Kişilik haklarının sosyal ve duygusal kişilik değerlerini de içerdiği gözetildiğinde, kişinin bir yakınının yaralanmasının onun sosyal ve duygusal kişilik değerleri kapsamında olup olmadığı konusu üzerine durulmak gerekir. Sosyal ve duygusal kişilik değerleri, kişinin toplum içindeki yeri, birlikte yaşadığı ailesi ve yakınlarının değer alanı içine giren haklardır. Bu haklar, doğruda doğruya kişiliğe bağlı olmayan, özellikle aile hukuku içinde yer alan değerlerdir. Bu bağlamda Borçlar Yasası’nın 49. maddesindeki düzenleme gereğince, kişinin doğrudan kendisinin değil de karı, koca, ana, baba ve çocuklar gibi yakınlarının ağır yaralanması gibi somut olayın kendisine özgü ağırlığının ve özelliğinin zorunlu kıldığı olguların kanıtlanması durumunda, aile birliği içinde korunması gereken sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin zarar gördüğü kabul edilebilecektir.
Somut olayda yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı babanın sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin zarar gördüğü kanıtlanamamıştır. Bu nedenle Yerel mahkemece baba yararına manevi tazminata hükmedilmemesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, davacı baba lehine de manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Diğer taraftan, mahkemeler 6100 sayılı HMK 26. maddesine (HUMK 74) göre tarafların talepleri ile bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Somut olayda davacı taraf dava dilekçesinde 2.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş 14/06/2006 tarihli dilekçede manevi tazminatın 500,00 TL’lik kısmının baba …; 1.500,00 TL’lik kısmının da davacı … adına talep edildiği belirtilmiş olmasına rağmen Yerel Mahkeme talebi aşarak davacı … için 2.000,00 TL ; davacı … için 500,00 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Teleple bağlı kalmayarak talepten fazlasına hükmedilmesi de ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.