Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/19681 E. 2012/3913 K. 16.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19681
KARAR NO : 2012/3913
KARAR TARİHİ : 16.02.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 6.000.00 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın 5.000.00 TL için kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; müvekkiline karşı davalı tarafından rüşvet aldığı iddiası üzerine hakkında soruşturma açıldığını ve takipsizlikle sonuçlandığını, davalının iftira attığının … Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1415 E.sayılı dosyada yapılan yargılama neticesinde belirlendiğini ve bu İftiradan kişilik değerlerinin zedelendiğini beyanla 6.000.00TL manevi tazminatın suç tarihinden itibarın işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı; hiçbir subay hakkında suçlamada bulunmadığını beyan etmiştir. Davalı vekili de, müvekkilinden davacı da dahil jandarma görevlerinin herhangi bir para istemediklerini, müvekkilinin jandarma ifadesinde Murat ve Ömer isimli şahıslardan şikayetçi olduğunu, ifadesi alınırken yasal haklarının hatırlatılmadığını, hak arama özgürlüğünün koruma altına alındığını, müvekkili hakkında verilmiş bir mahkumiyet kararı olmadığını Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması uygulandığını, istenen tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, 5.000,00 TL için davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere Anayasanın hakların korunması ile ilgili hükümler başlığı adı altında ve 36.maddesinde düzenlenmiştir.Anayasanın 12. ve 17.maddelerinde ise; herkesin kişilik, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu belirtilmiş, kişilik haklarına karşı uygulanan saldırıların dava yolu ile korunacağı Medeni Kanunun 24 ve 24/a maddelerinde, yaptırımı (müeyyidesi) ise Borçlar Kanununun 49.maddesinde tazminat olarak düzenlenmiştir.Şu durumda uyuşmazlığın çözümünde, hak arama özgürlüğünün, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmadığı, diğer bir anlatımla kişinin, istediği biçim ve koşulda ve salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamayacağı, aksi halde bu hakkı kötüye kullanmış sayılacağı kabul edilmelidir. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bu olgu ve emareye dayanılarak, başkalarının da böyle bir olay karşısında, davalı gibi hareket etmesinin uygun görüleceği diğer bir anlatımla orta düzeydeki kişinin de somut olaydaki gibi davranacağı ve bu çerçevenin içinde kalan şikayet hakkının yerinde kullanıldığı kabul edilmelidir.Somut olayda; davalının oğlu …’in abisi …’ye ait araçla maddi hasarlı kaza yaptığını, ancak korkup kaçtığını bildirmesi nedeniyle oğlu ile birlikte kaza mahalline gittiği, davacı ve arkadaşlarının da Jandarma Trafik Komutanlığı olarak olay mahalline geldiği, davalının oğlu hakkında KAZA YERİ TERK BİLDİRİM TUTANAĞI düzenledikleri, ancak tarafların anlaşması üzerine işlem yapmadan oradan ayrıldıkları, tarafların kendi aralarında anlaşarak kaza tutanağı tanzim ettiği ve karşı tarafın aracının çekildiği, sonradan çekici sürücüsü Murat ile elektrikçi Ömer’in 500 lira çekici parası ile Jandarma Trafiğine verilmek üzere 1.500,00 TL para istedikleri, davalının çekici için 250,00 TL ödediği, ancak … ve … hakkında kendisinden para istendiği şikayeti ile İlçe Jandarma Komutanlığına müracaatta bulunduğu, müşteki olarak (yasal hakları ve sonuçları anlatılmadan) beyanının alındığı, bunun üzerine davacının “Bilgi Veren” olarak beyanının alındığı ve 2.6.2009 tarihli tutanakta belirtildiği üzere de kazaya karışan diğer araç sürücüsünün eşi ve para istendiğini bilen …’in arandığı onunda “Ömer dedi ki, trafik timlerini bir gün yemeğe çıkartırsınız, eğlendirirsiniz dedi” diyerek davalıdan para istenmesi olayını doğruladığı, bunun üzerine Jandarmaca düzenlenen 16.6.2009 tarihli FEZLEKE’ de davalının müşteki, davacının tanık olarak yer aldığı ve … isimli şahsın Jandarma Trafik Timinin adını kullanarak para istemek suretiyle “Nitelikli Dolandırıcılık” suçunu işlediği, kazaya karışan sürücülerin ise sahte kaza tutanağı düzenledikleri kanaatinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Ancak C.Savcılığınca davacı ve diğer görevliler ve … ile … şüpheli gösterilerek “rüşvete aracılık etmek” suçundan “Kovuşturma yapılmasına yer olmadığına” karar verildiği, davalı hakkında “İftira “ suçundan dava açıldığı, yargılama sonunda farklı bir delil sunulmaksızın suçu sabit görülerek cezalandırılmasına, ancak HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA karar verildiği anlaşılmıştır.
Özetlenen bu duruma göre, Davalının Mahkeme kararında kabul edildiği üzere Cumhuriyet Savcılığına görevli olan davacı (ve aynı taleple manevi tazminat davası açan diğer görevliler) hakkında rüşvet istedikleri iddiası ile bir başvurusu bulunmadığı gibi, müşteki sıfatıyla verdiği 18.5.2009 tarihli ifadesinde davacıların adını kullanarak para isteyen … ve …’den şikayetçi olduğunu bildirmiş, bu nedenle davacıların şüpheli değil tanık olarak beyanları alınmış, Amirleri tarafından düzenlenen Fezlekede de durum bu şekilde özetlenmiş, davalının iftira ettiği kanaati oluşmamıştır. Açıklanan bu hususlar nazara alındığında, davalı Anayasal şikayet hakkını kullanmış, kendisinden …ve … isimli şahıslarca para istendiği ise tanık beyanları ve Jandarmaca düzenlenen tutanaklarla doğrulanmıştır. O halde, davalının suç işlemediğini bildiği davacı (Jandarma görevlisi) hakkında açık bir suçlaması bulunmadığı için davacı hakkında şüpheli sıfatıyla soruşturma (tahkikat) yapılmadığı gibi, tanık olarak ifadesi alınmış ve ön inceleme sonucundaki kararda da bu şekilde belirtilmiştir. Bundan ötürü iftara suçunun işlendiğine dair somut saptamalar içermeyen, bu nedenle de hukuk hakimini bağlamayan ceza mahkemesi kararının esas alınarak hakkında şikayet bulunmayan davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.