Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/20067 E. 2012/2840 K. 08.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/20067
KARAR NO : 2012/2840
KARAR TARİHİ : 08.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 7000 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Duruşma istemi miktar itibariyle yerinde görülmemiştir.Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacılardan …’ın temyiz itirazları yerinde değildir.Diğer davacıların temyizine gelince;Dava ecrimisil istemine ilişkin olup, mahkemece davacılardan … ve … yönünden fiilen başka yer kullanımları bulunduğu gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Ecrimisil, kötüniyetli şagilin ödemekle sorumlu olduğu tazminattır. TMK. mad. 693’e göre: “paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu kullanabilir.” Buna göre, her paydaşın, paylı mülkiyet konusu şeyin tamamı (veya bir kısmı) üzerinde yararlanma hakkı bulunmaktadır. Bu hak, ne mekân (yer), ne de zaman itibariyle sınırlandırılmıştır. Fakat paydaşlar, yasanın yalnızca her paydaşın kullanma ölçüsünü belirtmesi nedeniyle bu hususta değişik düzenlemeler getirebilirler. Bu nedenle, taşınmazın kullanma biçimi; tüm paydaşlar arasında varılan bir anlaşma ile belirlenmiş ya da fiili bir kullanma biçimi oluşmuş ve uzun süre paydaşlar bu durumu benimsemişlerse, kayıtla paylı, eylemsel olarak bağımsız bu oluşumun, tapuda yapılacak resmi taksime ve şüyuun satış suretiyle giderilmesine yahut o yerde imar uygulaması yapılmasına kadar korunması ahde vefa kuralının yanında Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralının da bir gereğidir.Açıktır ki, söz konusu yararlanma, ancak, diğer paydaşların haklarına saygı gösterildiği oranda hukuksal himaye görecektir. Nitekim anılan yasa maddesi de, yararlanma hakkının, “diğer paydaşların hakları ile bağdaştığı ölçüde” mevcut bulunduğunu kesin bir biçimde belirtmiştir. Paya uyan bir belirtme ve sınırlama olmadığı takdirde, her paydaşın, öbürlerine zarar vermemesi kaydıyla taşınmazı kullanma hakkı vardır. Bu hakkın ölçüsü ise, her somut olayda durumun özelliğini gözönünde tutarak araştırılmak gerekir.Paylı malı, diğer paydaşların hakları ile bağdaşmayan bir biçimde kullanan paydaşlar (davalı) ise, kullanmayan paydaşın (davacı) haklarını, onun payı oranında ödemekle yükümlüdür.Somut olayda tarafların dava konusu taşınmazda paydaş oldukları, davalıların önce muristen kiraladıkları dairede murisin ölümünden sonra da kira vermeden oturdukları, adıgeçen davacıların ise aynı binada başka yerleri konut olarak kullanma ve kiraya verme şeklinde kullandıkları anlaşılmaktadır. Paydaşların aynı taşınmazda farklı yerleri kullanmaları birbirlerinden ecrimisil isteme haklarını ortadan kaldırmaz.Bu durumda yukarıda açıklanan yargısal ilkeler gözetilerek davacıların ecrimisil istemleri incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davacıların başka yer kullandıkları gerekçesiyle ecrimisil istenemeyeceğinden bahisle davanın reddedilmesi doğru değildir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.