Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/20741 E. 2012/3053 K. 13.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/20741
KARAR NO : 2012/3053
KARAR TARİHİ : 13.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 8592,76 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın konusu kalmadığı gerekçesi ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Davada; 2022 sayılı yasa hükümleri uyarınca aylığa hak kazanmadığı halde 01.06.2008-28.02.2010 arası yersiz ödendiği ileri sürülen 5 728,51 TL’nin %50 fazlası ile birlikte 8 592,76 TL’nin tahsili istenilmiştir.
Davacı hazine vekili, 07.04.2011 tarihli dilekçesi ile 6111 sayılı yasa gereğince %50 tutarların terkin edildiği gerekçesi ile talep sonucunu ıslah ederek 5 728,51 TL olan kamu zararının tahsiline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, dava sırasında davalı tarafından ödeme yapıldığı gerekçesi ile davanın konusu kalmadığından reddine karar verilmiş, hüküm, süresinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 83.maddesine göre iki taraftan her biri usule ilişkin olarak yaptığı işlemi tamamen veya kısmen ıslah edebilir. Bu niteliği itibariyle ıslah, gerçeğin meydana çıkması bakımından öğretide faydalı bir müessese olarak kabul gormektedir. Islah, HUMK’nun 185.maddesinde açıklanan ve bir tarafın izni olmaksızın diğer tarafın gerçekleştiremeyeceği işlemlerin yapılmasına olanak sağlayan istisnai bir usul islemidir.
Islah, yasanın başka bir imkan tanımadığı hallerde zorunlu olarak başvurulan bir usul işlemidir. Bu işlemlerin bir kısmı HUMK’nun 185. maddesinde sayılmıştır. Bir taraf diğer tarafın izni olmadan davayı takipten sarfınazar edemeyeceği, iddianın ve savunmanın değiştiremeyeceği ve genişletemeyeceği kurallarını bunlar arasında sayabiliriz.
Davacının buradaki talebi, bir usul işlemi olmayıp maddi hukuka taalluk eden kısmi feragattir. Doktrinde buna talep sonucunun daraltılması ( azaltılması ) da denilmektedir. Davacının talep sonucunu azaltması, davayı genişletme veya degiştirme sayılmaz. Tam veya kısmi feragat için karşı tarafın iznine ve ayrıca bunun için ıslah yoluna başvurulmasına gerek yoktur ( Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulu- altıncı baskı cilt IV sayfa 4048-4049 ). Davacı vekilinin bu isteminin, ıslah müessesinin mahiyetiyle bağdaşır bir yönü de bulunmamaktadır. Mahkeme, işlemin bu niteliğini belirlemede hataya düşmüştür. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere mahkemece, davacı vekilinin istemi, tüm deliller toplandıktan sonra yapılan kısmi bir feragat olarak kabul edilip, davalı yararına Avukatlık Yasasının 168 ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddeleri uyarınca nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir ise de; feragatin temelini 6111 sayılı yasa oluşturmakta olup bu husus yargılama sırasında meydana geldiğinden davacı Hazine’nin yargılama giderinden (ve vekalet ücretinden) sorumlu olduğundan bahsedilemez.Ancak, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin Danıştay İdari Dava Daireler Kurulunun 2011/321 sayı ve 30.06.2011 tarihli kararı uyarınca hüküm altına alınan miktara göre (somut olayda konusuz kalan 5 728,51 TL) nisbi olarak belirlenmesi gerekirken maktu olarak belirlenmesi doğru değil ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden bu yöne ilişen temyiz itirazılarının kabulü ile hükmün üçüncü paragrafındaki vekalet ücretine ilişkin “1100,00 TL” rakamının hüküm fıkrasından çıkartılarak yerine “687,42 TL” yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA 2.75.TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 13/02/2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.