YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/20843
KARAR NO : 2012/2559
KARAR TARİHİ : 07.02.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5.000 TL manevi tazminatın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili beyanında davalının müvekkili olan davacıya tehdit ve hakarette bulunduğunu beyan ederek 5000 TL. manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinden, davalı hakkında telefon ile tehdit ve hakaret nedeni ile ceza davası açıldığı, tehdit suçundan davalının beraat ettiği, hakaret suçundan ise mahkumiyete karar verildiği, ancak mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmıştır. Medeni Kanun madde 6 gereğince “Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Davacı tarafından, tazminata esas teşkil edecek eylem davalı tarafından ispat edilememiş, mahkeme tarafından herhangi bir tahkikat yapılmaksızın, sadece ceza dosyası esas alınarak, tazminata hükmedilmiştir. Her ne kadar ceza hakiminin mahkumiyet ve beraata ilişkin olarak verdiği karar, kusurun varlığı, nispeti, zarar miktarı gibi konularda hukuk hakimini bağlamaz (BK.md.53) ise de, gerek öğretide ve gerekse de Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, mahkumiyet kararının, o fiilin hukuka aykırılığını tespit etmesi bakımından, hukuk hakimini bağlayıcı vasıfta olduğu kabul edilmektedir.Ancak ceza hakimi tarafından verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı” bir mahkumiyet hükmü niteliği taşımaması nedeni ile, somut olayda maddi vakıa ispat edilmiş sayılamayacağından, ceza dosyası esas alınmak suretiyle tazminata karar verilmesi doğru görülmemiştir. Somut olayda, davacı tarafa delillerini bildirmesi için kesin mehil verilmiş, ancak davacı taraf da iddiasının ispatı açısından delil bildirmemiştir.Buna göre, davacının davasını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddin karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.