YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2126
KARAR NO : 2011/7534
KARAR TARİHİ : 02.05.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 9.015 TL taviz bedelinin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan istirdadı istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacının sahibi olduğu taşınmaza iktisabı sırasında mevcut olmadığı halde sonradan vakıf şerhi işlendiği, yasal ve hukuki dayanaktan yoksun şerh nedeniyle davacının 9.015 TL taviz bedeli ödediği ileri sürülerek, bu miktarın işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı taraftan istirdadına karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; bir başka dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre …Vakfının … vakıflardan olduğu, ayrıca Kadastro Kanununun 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra konulan vakıf şerhinin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, her ne kadar sonradan yapılan yasa değişikliği ile bu tür davalarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulama olanağı kalmamış ise de; yasa değişikliğinden önce 10 yıllık süre geçtiğinden davacılar lehine kazanılmış hak doğduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
20.02.2008 gün ve 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18. maddesinde; vakıf şerhleri ile ilgili olarak diğer kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere ilişkin hükümlerin uygulanmayacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin devam etmekte olan davaları da kapsayacak şekilde geçmişe etkili olacağı 5. maddede belirtilmiştir.
5737 sayılı Yasanın Geçici 5. maddesi; “Vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan davalarda zamanaşımı ve hakdüşürücü sürelere ilişkin hükümler uygulanmaz” şeklindedir. Bu madde de yer alan “vakıf şerhleri ile ilgili devam etmekte olan davalar” ifadesi, sadece vakıf şerhinin konulması veya silinmesi talebiyle açılan davaları değil, somut olayda olduğu gibi taviz bedelinin alınmasına dayanak oluşturan vakıf şerhinin hukuka aykırı şekilde konulduğu ve ödenen taviz bedelinin istirdadı davalarını da kapsamaktadır (HGK 16.7.2008 tarih ve 2008/3-498 E. ve 2008/497 K. sayılı kararı) .
Bu durumda yazılı şekilde hüküm tesisi yanlış ise de; Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre taşınmazdaki vakıf şerhine dayanılarak taviz bedeli istenebilmesi; ilgili vakfın sahih vakıflardan olması koşuluna bağlıdır. … vakıflar yönünden taviz bedeli isteminin hukuksal bir dayanağı bulunmamaktadır. Ancak dava dosyasında bu yönde bir araştırma yapılıp vakfın tümü belirlenmeden eksik inceleme ile karar verilmiştir.
O halde, kök tapu kaydı ve belgeleri ile vakfiye örneği getirtilip, bu konuda uzman bir bilirkişi vasıtasıyla vakfiye örneği incelenmeli, varsa tarafların bu konudaki bütün delilleri toplanarak şerhe konu vakfın sahih vakıflardan olup olmadığı saptanmalıdır. … vakıf olduğunun tespiti halinde yazılı şekilde davanın kabulüne , aksi halde ise davanın reddine karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.