Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/21441 E. 2012/3604 K. 15.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/21441
KARAR NO : 2012/3604
KARAR TARİHİ : 15.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava, suya vaki elatmanın önlenmesi talebine ilişkindir.Davacı vekili; davacı kurum adına kayıtlı olan gayrımenkullerinden çıkan kaynak suyun davacı kurumun özel mülkiyetinde olduğunu ancak davalı … tarafından abone olunmadan kullanıldığından bahisle suyun mühürlenerek kesildiğini belirterek; davalının suya müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davacı kuruma bağlı termik santral ve lojmanlarda kullanılan suyun çevre temizlik vergisinin ödenmediğinin tespiti üzerine ilgililerle görüşme yapıldığını, görüşmeden sonuç alamadıkları için davacının su temin ettiği ırmaktan sonraki deponun mühürlendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, ortada tespiti gereken bir durum ve önlenmesi gereken bir müdahale bulunmadığı, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığından bahisle davacının İdari Mahkemelerde dava açmakta muhtariyetine karar verilerek, davanın reddi cihetine gidilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İdari yargının konusu, idarenin kamu hukuku alanındaki faaliyeti ile ilgili davalardır.
İdari işlemler, idari makamların kamu gücüne dayanarak, idare işlevine ilişkin olarak yaptıkları, tek yanlı, doğrudan uygulanabilir nitelikte, ilgililerin hukuki durumlarını etkileyen irade açıklamalarıdır.
2577 sayılı Yasanın 2. ve 11. maddesi hükümlerine göre idari işlemlere karşı yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari yargıda iptal davası açılabilir.Kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla kamu kurumlarınca tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlemek görevinin İdari Yargıya ait bulunduğu, buna karşılık salt özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların ise Adli Yargıda çözümleneceği açıktır.
İdarece herhangi bir ayni hakka müdahalede bulunulduğu veya plan ve projeye aykırı iş görüldüğü iddiasıyla açılacak müdahalenin men’i davalarının adli yargı yerinde çözümleneceği yerleşik yargısal içtihatlarla kabul edilmiş bulunmaktadır.Somut olayda; dava konusu uyuşmazlığın davalı Belediyenin, davacı idarenin mülkiyetindeki arazide bulunan kaynak suyuna müdahale etmesinden kaynaklanan bir ihtilaf olduğu anlaşılmaktadır. Davada idari işlemin iptali yönünde bir talep bulunmadığına göre bir ayni hakka yapılan müdahalenin önlenmesi için açılan davanın idari yargı yerinde görülmesi mümkün değildir.Davacı idarenin yararlandıklarını ileri sürdükleri suya davalı … tarafından yapılan müdahalenin önlenmesine yönelik bulunan davanın haksız fiillere ilişkin özel hukuk hükümlerine göre adli yargı yerinde çözümlenmesinin gerekeceği açıktır. Bu nedenle davanın esası hakkında yargılama yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde Mahkemece yapılacak iş; işin esasına girip, tarafların ileri sürdükleri delilleri toplayıp hasıl olacak sonuca göre hüküm tesis etmek olmalıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.