YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/22707
KARAR NO : 2012/2468
KARAR TARİHİ : 06.02.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3.639,42 TL’lik takibi itirazın iptali ile icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada; davacı ve davalının dava dışı kişi … ‘ın İş Bankasından aldığı krediye kefil olduklarını ve bu kredinin asıl borçlu tarafından alacaklı bankaya ödememesi nedeniyle davacı tarafından alacaklı bankaya 2.064 TL ödeme yapıldığını, davacının yaptığı bu ödemenin davalıdan tahsili için davalı hakkında 2.064 TL asıl, 1.574,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.639,42 TL alacak için icra takibi yapıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğu ileri sürülerek, itirazın iptali ile icra takibinin devamına ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile asıl alacak yönünden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, bu bedel üzerinden %40 icra inkar tazminatına hükmolunmuş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, Borçlar Kanununun 488. maddesinde düzenlenen birlikte kefillerin, birbirlerine rücuundan doğmaktadır. Davacı ve davalı; 3.kişi için, banka tarafından verilen krediye müteselsilen kefil olmuşlardır. Davacı, bu kefalet sebebi ile bankaya ödediği borcun 2.064 TL’sini diğer müteselsil kefil davalıdan, birlikte kefillerin birbirlerine rücu hakkına dayanarak istemektedir.Borçlar Kanununun 488. maddesinin ikinci fıkrası, asıl borçlu ile birlikte teselsül halinde, kefiller arasında da teselsülü kabul etmiştir. Burada kanuni teselsülün varlığı sözkonusudur. Maddede bu husus “kefiller, gerek asıl borçlu ile beraber gerek kendi beyinlerinde (aralarında) müteselsil olmaklığı iltizam etmişlerse her biri borcun tamamından mesul olup ancak, diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkını haizdirler” şeklinde ifade olunmuştur. Borçlar Kanununun 488/2. maddesindeki bu hüküm, aynı Kanunun 146.maddesinde düzenlenen, müteselsil borçlular arasındaki rücu ilişkisinin özel bir uygulama yerinden ibarettir. Maddeye göre, kefiller gerek asıl borçlu ile beraber ve gerek kendi aralarında müteselsil olmaklığı kabul etmişlerse her biri borcun tamamından sorumlu olup, ancak diğerlerinin hisseleri için onlara rücu hakkını haizdirler.
Öte yandan, 488.maddede müteselsil birlikte kefalette rücu ilişkisi açıkça düzenlendiği halde, adi birlikte kefillerin rücu durumu açıklanmamıştır. Ancak, adi birlikte kefillerin rücu ilişkisini yine kefalet hükümlerinden çıkarmak mümkündür. Payından fazla ödemede bulunan birlikte kefilin, diğerlerine rücuunu halefiyet prensiplerine tabi kılmak gerekir. Borçlar Kanununun 496. maddesi uyarınca kefil eda ettiği şey nisbetinde alacaklının haklarına halef olur. Bu haklar arasında alacaklının, diğer birlikte kefillere müracaat hakkı da mevcuttur. Eğer aksi kararlaştırılmamış ise, Borçlar Kanununun 146. maddesi kıyas yolu ile uygulanacak, her kefil alacaklıya yapılan ödemeden aynı payı üzerine alacak ve kendi payından fazla olan ödeme oranında diğer birlikte kefillere rücu edecektir. Şu hususta açıklanmalıdır ki, müteselsil birlikte kefalette de kefillerin her birine iç ilişkide düşen sorumluluk payı, başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça, bunların eşit paylarla sorumlu tutulmaları gerekir.Yukarıdaki bilgiler ışığı altında varılacak sonuç şudur: Sözleşmede gerek borçlu ve gerekse kefiller müşterek borçlu ve müteselsil kefil durumunda olduklarından, davacının hissesinden fazla ödediği ve davalı hissesine isabet eden borç miktarına rücu hakkı sebebiyle tahsili isteğinde bulunması mümkündür. Taraflar adi birlikte kefil olsalar bile yukarıda açıklandığı üzere kendi payından fazla ödeyen kefilin, diğer birlikte kefile, halefiyet yolu ile rücu hakkı mevcuttur. Dosya içerisindeki dava dışı kişi asıl borçlu … ile dava dışı İş Bankası arasında 10.000 TL limitli kredi sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşmede 10.000 TL limitli olarak davacı, davalı ve dava dışı kişi İdris Memiş müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla krediye kefil olmuşlardır.
Somut olayda; davacı, kredi sözleşmesi kefilliğinden dolayı alacaklı bankaya 2.064 TL ödemede bulunmuş olup, ödediği bu bedelin işlemiş faiziyle birlikte kefil sıfatıyla diğer kefil olan davalıdan tahsilini istemiştir. Yukarda açıklandığı şekilde davacının kredi sözleşmesine göre ödemekle yükümlü olduğu 3.333 TL üzerindeki ödemelerini davalıdan isteyebilir. Bu yönler gözetilmeden yazılı ve yanılgılı gerekçelerle davanın kabulü bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.