YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3440
KARAR NO : 2011/7665
KARAR TARİHİ : 03.05.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 119.078 lira borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 115.840 TL borçlu olmadığının tespiti cihetine gidilmiş, hüküm davalı (k.davacı) vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı … Defterdarlığının kayyım tayin edildiği 9 nolu parselde davacının evi bulunduğunu, evin davacı tarafından yapılmasına rağmen davalının 2003 -2008 yılları için 130.900 TL ecrimisil talebinde bulunduklarını, bu miktarın fazla olduğunu ve ecrimisil borçlarının 11.822 TL olması gerektiğini belirterek geri kalan 119.078 TL borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.
Birleşen davada ise davalı … tarafından davacı aleyhine 2003-2008 yılları için aynı taşınmaz ile ilgili olarak 138.400 TL ecrimisilin tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece; asıl davanın kısmen kabulü ile davacının 15.059 TL borçlu olduğu, 115.840 TL borçlu olmadığının tespitine, birleşen davada ise 15.964 TL ecrimisilin davacı (k.davalı) dan tahsiline karar verilmiş, hükmü davalı (k.davacı) vekili temyiz etmiştir.
Dava konusu 9 nolu parselin tapu kaydında Fahriye ve Bina Abdal adına kayıtlı olduğu ve davalı (k.davacı) İstanbul Defterdarlığının kayyım tayin edildiği, Üsküdar, …’de bulunan 640 m² arsanın davacı tarafından iki katlı ev yapılmak suretiyle kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Asıl davada menfi tespit, birleşen davada ise ecrimisil talep edilmektedir.
Menfi tespit davası açılabilmesi için davacının bir hakkı veya hukuki durumunun hali hazır bir tehlike ile tehdit edilmiş olması, bu tehdit sebebiyle davacının hukuki durumunun tereddüt içinde bulunması, tesbit davasının bekletilmesinin davacıya zarar vermesi , tesbit hükmünün bu tehlikeyi ortadan kaldıracak durumda olması gerekir.
Davacı tarafından açılan menfi tespit davasında tespiti istenilen ecrimisil miktarının davalı (k.davacı) tarafından açılan eda davası sırasında hesaplanması mümkün olduğundan ve yukarıdaki ilkelerde dikkate alındığında davacının ecrimisil miktarının tesbitini istemesinde hukuksal yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle ecrimisil davasında istenebilecek hususun menfi tespit davasına konu edilmesi mümkün olmadığından, mahkemece; asıl davanın (menfi tespit davasının) reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Diğer bir husus, uzun süredir (yaklaşık 45 yıldır) işgalci konumunda bulunan davacı (k.davalı) nın geçen dönemlere ilişkin ecrimisil belirlenmesinde sürekli olarak TEFE (ÜFE) artışı değerlendirilerek ecrimisil miktarına hükmedilmiştir.
Kural olarak ecrimisil, kötüniyetli şagilin ödemekle yükümlü bulunduğu bir tür tazminattır. İyiniyetli olmayan zilyed, geri vermekle sorumlu olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması (işgali) yönünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında oluşan tüm zararı tazmin etmek zorundadır (TMK.md.995). Bu tazminatın en azı kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde ise taraflardan öncelikle emsalleri istenilmeli yoksa, bilirkişiler tarafından res’en bulunacak emsal ya da emsaller ile karşılaştırma yapılmalı, rayiç tespit edilebildiği takdirde rayice uygun ve aynı zamanda önceki dönemin kira geliri üzerinden belirlenen ecrimisil miktarına ÜFE oranında artış yapılarak bulunacak miktardan az olmamak koşuluyla ecrimisile hükmedilmelidir.
Bu durumda mahkemece, yeniden mahallinde keşif yapılarak alınacak bilirkişi raporu sonucuna göre ecrimisil miktarına hükmedilmesi gerekirken itiraz edilen bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 3.5.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.