YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3670
KARAR NO : 2011/8186
KARAR TARİHİ : 10.05.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 4.000.00 TL borçlu olmadığının tesbiti ile talebin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı dilekçesinde; hakkında, davalı tarafından kira alacağı talepli icra takibi yapıldığını; oysa, davalının evinde oturmadığı gibi kira sözleşmesinin tarafı da olmadığını; davalının haksız takip yaptığını iddia ederek, borçlu bulunmadığının tesbiti ile takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının kira sözleşmesinde müteselsil kefil olduğunu, ödenmeyen kira alacağı ve elektrik-su bedellerinden sorumlu olduğunu savunarak; davanın reddi ile %40 inkar tazminatı talep etmiştir.
Mahkemece, “davalı ile davacının damadı arasında yapılan 13.05.2006 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine davacının da kefil olarak imza attığı anlaşıldığından; davanın reddi gerekmiştir, gerekçesiyle” davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davalı tarafından, davacı aleyhinde Şubat 2007 ile Ekim 2008 tarihleri arası için ödenmeyen kira bedelleri ve su-elektrik borcu nedeniyle toplam 3.993,02 TL alacak için takip yapılmış; icra müdürlüğünce, davacının itirazının süresinde yapılmamış olduğu anlaşıldığından itirazın iptaline karar verilerek, talep kesinleşmiştir.
Davacı, iş bu dava ile; takibe konu borçtan sorumlu olmadığını ileri sürerek borçlu bulunmadığının tesbitini istemiştir.
Takibin dayanağını teşkil eden kira sözleşmesi 13.5.2006 başlangıç tarihli, aylık kira bedeli 150 TL olup, bir yıl sürelidir. Davacı, borçtan sorumlu ve müteselsil kefil olarak sözleşmeyi imzalamıştır.
Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre, kira sözleşmelerinde kefilin sorumluluğu öngörülen kira müddeti içindeki borca ilişkindir. Sürenin sonunda, sözleşme kendiliğinden yenilenmiş ise; yenilenen dönemdeki kefilin sorumlu olacağı miktar açık ve net olmadığından; sorumluluğu da söz konusu olmayacaktır. Davalı takipte Şubat 2007-Ekim 2008 arası için talepde bulunmuş olduğuna göre, bu dönemin ancak sözleşmedeki süreye tekabül eden kısmı için davacının sorumluluğu yoluna gidilebilir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.