YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3690
KARAR NO : 2011/8206
KARAR TARİHİ : 10.05.2011
MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 50.000,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Karşılık davada ise; 16.000 TL ecrimisilin faiziyle tahsili talep edilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne; karşı davanın ise, HUMK. 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm alacağa yönelik olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; dava dışı müteahhit ile arsa sahipleri olan davalılar arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davacının ise müteahhitten satın aldığı dairede var olan eksiklikleri tamamlayarak taşındığını, sonradan müteahhitle yapmış oldukları sözleşmeyi dava yolu ile fesheden davalıların tapu iptal ve tescil davası açarak davacı adına olan tapu kaydını iptal ettirdiklerini beyan ederek; davacının müteahhide ödediği ve oturmak amacıyla daireye ve binanın ortak yerlerine yaptığı zorunlu ve faydalı harcamaların karşılığı olarak, şimdilik 50.000 TL nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra Kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun, 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.
4077 sayılı yasanın 23.maddesinde; bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafa Tüketici Mahkemelerinde bakılacağı öngörülmüştür.
Somut olayda, davacı ile davalılar arasında akdi ilişki bulunmayıp, davacı; alacağının kaynağını, davalıların sebepsiz zenginleştiği iddiasına dayandırmaktadır. Taraflar arasında 4077 sayılı kanunun aradığı anlamda bir sözleşme ilişkisi bulunmadığına göre, ortada Tüketici Mahkemesinin görevine giren bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
O halde açılan bu davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerektiği dikkate alınarak görev yönünden davanın reddi gerekirken, uyuşmazlığın esası hakkında yargılama yapılıp karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.