Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/372 E. 2011/9592 K. 06.06.2011 T.
Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 14:05
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/372
KARAR NO : 2011/9592
KARAR TARİHİ : 06.06.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 50.465.06 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalılardan Kayyım yönünden reddi, Hazine yönünden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı ... İdaresi ... Efendi Vakfından mukatalı bulunan ... 567 ada 29 parsel sayılı taşınmazın mutasarrıflarının nerede olduklarının bilinmediği ve ulaşılamadığını, bu nedenle Beyoğlu Sulh Hukuk Mahkemesinin 1982/88 E-1446/1 K. sayılı kararıyla davalılardan ... defterdarının kayyım olarak tayin edildiğini ve kayyım tarafından idare edildiğini, bu durum devam ederken Beyoğlu 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/632 E-2004/575 K sayılı dosyasıyla 25.11.2005 tarihinde verilen kararı ile dava konusu taşınmazın ... Belediyesince kamulaştırıldığını ve 189.244 TL kamulaştırma bedeli tesbit edildiğini, bu bedelin kayyımla teslim edilen 10/30 hisseye taviz bedeli hariç 50.465 TL sı davalılardan kayyım hesabına aktarıldığını, ancak davacı idare mutasarrıfların sağ olup olmadıkları, nerede olduklarının bilinmediği, gaip oldukları hakkında idarece mahlüliyet kararı alındığını, taşınmazın mahlulen vakfına döndüğünü, taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle davacı idarenin hakkının bedele dönüştüğünden 10/30 hisseye isabet eden mutasarrıf payı olan 50.465 TL'nin davalılardan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece; davalılardan kayyım yönünden dava konusu paranın kayyım adına değil hazine adına yatırıldığından husumetten reddine, davacı vekillerden Hazine yönünden ise, tapuda hissedar olarak gözüken 10/30 hissenin maliklerinin gaip olduklarını, bu nedenle mahlül ilmuhaberi alındığını, taşınmazın 1982 yılından bu tarafa kayyım ile idare edilmesininde mutasarrıflarının gaip olduğuna delil olduğunu, taşınmazın başka bir kişinin adına tescilli olmadığını, 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 17.maddesi gereğince taşınmazın vakıf adına tescil edilebileceğini, Yargıtay'ın yerleşik kurallarına göre bu tür tescil kararlarının bildirici nitelik taşıdığını, mahluliyet şartlarının da oluştuğunu, mahluliyet anında taşınmazın vakfına geri döneceğini; davalı ... ve hazine vekili tarafından mahluliyet ilmuhaberinin aksinin isbat edilemediği taşınmazın vakfa dönen hissesi kamulaştırılmış olduğundan bu bedel davalılardan hazine üzerine yatırıldığından bu bedelin davalı hazineden alınarak davayı verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş. Hüküm davalılardan hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5737 sayılı Vakıflar Kanununun 17.maddesinde "Tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölmeleri, terk veya mubadil gibi durumlara düşmeleri halinde icaretaynli ve mukatalı taşınmaz malların mülkiyeti vakıf adına tescil edilir" hüküm yer almaktadır.
Somut olayda; 5737 sayılı yasanın 17.maddesindeki tasarruf edenlerin veya maliklerin mirasçı bırakmadan ölmeleri, terk veya mubedele gibi durumların mutasarrıfların Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden önce ölmüş olmaları halinde bu durumun o tarihteki hukukl düzeni için geçerli belgelerle kanıtlanması, Medeni Kanunun yürürlüğünden sonraki tarihte mutasarrıfların mirasçı bırakmadan öldüklerinin ise nüfus kayıtları, veraset ilamı, gaiplik kararı ile terk ve mubadele hususununda yine resmi deliller ve ilgili idarelerden yapılacak yazışmalar ile sübut bulduğunun davacı idarece ispatlanması gerekir. Davacı idarenin müracaatı sonucunda taşınmazın bulunduğu mahalle muhtarlığınca düzenlenen mahlül ilmuhaberi, sulh hukuk mahkemelerince 3561 sayılı yasa gereği en büyük mal memurluğunun kayyum tayin edilmesi kararı da yönetime ilişkin olup, mutasarrıfların gaip olduklarına, mirasçısız öldüklerine terk ve mubadele halinde olduklarına isbat için yeterli değildir. Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olup hütkmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
O halde mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan esaslar dairesinde davacı tarafa iddiasını (5737 sayılı yasanın 17.maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı) ispat için süre verilerek delillerin tam olarak toplanıp sonucu dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6.6.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.