Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/4842 E. 2011/9648 K. 06.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4842
KARAR NO : 2011/9648
KARAR TARİHİ : 06.06.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 5.500 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacı ve abisinin 31.03.2005 tarihinde 8 kişilik bir haraç çetesinin saldırısına uğradıkları, davacının adam öldürmeye tam teşebbüs ve silahlı gasp suçunun mağduru olduğu, olayı gerçekleştirenlerin 8 kişi olmasına ve bu durumun delillerle örtüşmesine rağmen davalı cumhuriyet savcılarının delilleri görmezden gelerek 2 kişi dışındaki şahıslar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verdikleri, verimli bir soruşturma yapmadıkları, kişisel kusurlarının bulunduğu, davalı Başsavcının ise denetim görevini gereği gibi yerine getiremediği, bu nedenle davacının maddi ve manevi yönden zarar gördüğü ileri sürülerek toplam 5.500,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafça ileri sürülen eylemlerin davalılar tarafından yapılmadığı, delil olarak gösterilen soruşturma dosyalarının itirazlar üzerine mahkemelerce karara bağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de; hüküm tarihinden sonra 09.02.2011 tarihinde kabul edilen 6110 sayılı Kanunun 12. maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununa 93. maddeden sonra gelmek üzere 93/A maddesi eklenmiş olup, bu madde ile “Hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hakim ve savcı aleyhine dava açılamayacağı” düzenlenmiştir.
Aynı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. bendinde; Hakimler ve Savcılar Kanununa eklenen 93/A maddesinin bu kanun yürürlüğe girdiği tarihte, görülmekte olan davalar, kesinleşmemiş hükümler ve miktar veya değeri itibariyle temyiz veya karar düzeltme yoluna gidilemediği için kesinleşen hükümler bakımından uygulanacağı ve davaya Devlet aleyhine devam olunacağı hüküm altına alınmıştır.
Yukarıdaki açıklanan ve amir nitelikteki bu yasa hükümlerinin henüz kesinleşmemiş olan eldeki dava yönünden de uygulanması gerekmekte olup, mahkemece yasa hükümleri doğrultusunda karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.