Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/4904 E. 2011/8427 K. 12.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4904
KARAR NO : 2011/8427
KARAR TARİHİ : 12.05.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davalılar vekili, müvekkil köyün eskiden beri kullanım ve zilyetliğinde olan Kale mevkiindeki 2 adet kaynak suyunun, içme suyu olarak köye getirilmesi düşünülürken davalı köyün kazılar yaparak kendi köylerine götürme çabasına girdiklerini, müvekkil köyün içme suyunun aşırı kireçli olması nedeniyle halk sağlığına zararlı olduğunu, davalının ihtiyacına yetecek başka sularının da bulunduğunu beyanla davalının suya vaki müdahalesinin önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili köyün sınırları içinde bulunan bu kaynaklardan kadimden beri müvekkil köy halkının yararlandığını, dava konusu kaynaklara yakın mesafede ağılları ve ağaçları olduğunu, davacının içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayacak suları bulunduğunu, müvekkilinin şu an kullandığı içme suyunun guatr hastalığına neden olduğundan bahisle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalı köyün dava konusu kaynaklardaki suyun 0,334 lt/sn lik kısmına yaptığı müdahalenin men’ine karar verilmiş, bu karar Dairemizin 21.09.2006 tarih ve 2006/11479 E-11403 K. Sayılı kararı ile “dava konusu suyun genel sulardan olup, mahkemece, suların en az olduğu dönemde (jeoloji, fen ve zirai bilirkişiden) oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılıp tarafların itirazları da gözönünde bulundurularak, taraf köylerin tüm mezraları da dahil yararlandıkları mevcut sular ve kaynakları belirlenip ölçülmeli, kullanma ve sulama suyuna olan ihtiyaçları ile kullanma biçimleri tesbit edilmeli ve infazı kabil (mevsimsel değişikliklerden ve debiyi etkileyecek yağış, kuraklık gibi unsurlardan etkilenmeyecek) bir kullanma rejimi düzenlemekten ibarettir” gerekçesiyle bozulmuştur.
Her ne kadar mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilmiş ise de, bozma kararı yerine getirilmeyerek, tarafların su ihtiyaçlarının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiş, redde dair karar da dairemizin 19.02.2009 tarih ve 2009/444 E.-2009/2376 K.sayılı kararı ile herkesin faydalı ihtiyacı oranında bir su rejimi kurulması gereğinden bahisle bozulmuştur.
Dairemizin son bozma kararına uyan mahkeme, artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve bir su rejimi kurmakla yükümlüdür. Ancak, mahkemece kullanma rejimi kurulmayarak, infazıda tereddüt yaratacak şekilde (bozma gereği yerine getirilmeyerek) dava konusu su kaynaklarının %73’ne tekabül eden 0,37 lt/sn’lik kısma yapılan müdahalenin men’ine, fazla kısmın reddine karar verilmiş, hüküm bu kez davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, mahkemece taraflar arasındaki ortak yararlanmayı ve paylaşımı (belli bir miktar ve zaman ölçüsüne göre) sağlayacak biçimde bir düzenleme yapılıp, infazı kabil bir karar (su rejimi kurulmak suretiyle) verilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.