Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/5222 E. 2011/12033 K. 07.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5222
KARAR NO : 2011/12033
KARAR TARİHİ : 07.07.2011

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı tarafların 17.06.2008 tarininde evlendiklerini, bir süre sonra davalının sıkıldığını söylediğini, oturdukları evin virane olduğunu, davalının eşini izinsiz çalıştığı ve evliliğin gerçek bir evlilik olmadığı iddiasıyla Emniyet Müdürlüğüne ihbar ettiğini, hakkında sınır dışı karar verilmesine neden olduğunu, sınır dışı etme kararının iptali için açtığı idare mahkemesindeki davanın devam ettiğini, davalının başından atmak için her türlü hileli ve kötüniyetli yollara başvurduğunu, çalışma hakkı olmadığından herhangi bir geliri olmadığını, arkadaşlarının yardımı ile geçindiğini, ayrı yaşamakta haklı olduğunu ileri sürerek, aylık 500 TL tedbir nafakasının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile gerçek evlilik amacıyla evlendiklerini, evden kovmadığını, 300 TL ev kirası ödediğini, davacının sınır dışı edilmesinin sebebinin kendisi olmadığını, yabancılar şubesinin kontrolleri sonucunda evde olmadığının kaçak çalıştığının tesbitine dayalı olduğunu, davacının eş olarak görevlerini yerine getirmediğini, yurt dışına (Kırgızistana) çıkıp döndüğünü bildirerek, yersiz olan davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davacının yabancı uyruklu oluşu, nerede yaşadığı, nasıl bir yaşam sürdüğü, geçimini nasıl sağladığı davacının kaçak çalışıyor olmasına ait şüpheleri olunan ve davacının yabancılar şubesince sınır dışı edildiğine dair ileri sürülen beyanların aksini gösterecek şekilde davacının duruşmalara katılmayışı, kendisinin Türkiyede ikamet ettiğine dair ve yanında kaldığını belirten tanık … beyanından başka bilgi belgenin olmayışı, davacının ekonomik ve sosyal durumunun tesbit edilememiş olması, davacı vekilinin iddialarının sadece iddiadan ibaret kaldığı ve davalı tanıklarının samimi ikna edici olduğu, davacının davasını, ispatlayamadığından reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlık, TMK’nun 197/2.maddesine dayanan tedbir nafakası istemine ilişkindir.
TMK’nun 197/2.maddesine göre birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir nedene dayanıyor ise, hakim eşlerden birinin istemi üzerine, birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin malların yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Evlilik birliği devam ederken ayrı yaşam halinde istenen tedbir nafakasında davacının nafakaya hak kazanabilmesi için ayrı, yaşamada haklı olduğunun kanıtlanması gerekir.
Davacı tanıkları davacının Kırgızistan vatandaşı olduğunu, eczacı olduğu halde burada diploması geçerli olmadığından çalışamadığını, davacının davalının 5 eşi olduğunu, davacının hasta bakıcılığı işinde hastanın altını almak istemeyince tartışıp ayrıldıklarını 5-6 aydır ayrı yaşadıklarını, çalışmadığı için kızdığından davalının polise şikayet edip davacının sınırdışı edildiğini, tekrar Türkiye’ye gelerek bu davayı açtığını, davalının davacının çocuğunun yediği yemeğe bile laf söylediğini davacının düzenli çalışmadığını, şu anda işsiz olduğunu bazen masaja gittiğini davalının sürekli davacıdan para istediğini beyan etmişlerdir.
Taraflar arasında evlilik birliği kurulmuştur. Davacının Kırgızistan vatandaşı olup, sınırdışı edildiğine göre, haklı terk durumu olduğundan davacının ayrı yaşamakta haklı olduğunun kabulü gerekir.
O halde, ayrı yaşamda haklı olan davacı lehine yukarıda açıklanan ilke ve esaslar ile TMK’nun 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet esasları, tarafların gelir durumu nazara alınarak uygun bir miktarda nafakaya hükmedilmelidir. Aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.