Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/5978 E. 2011/10513 K. 20.06.2011 T.
Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 15:31
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5978
KARAR NO : 2011/10513
KARAR TARİHİ : 20.06.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde davalıya ait arsa üzerindeki binanın 1/4 hisssesi karşılığı ile tahliye edildiği 21.5.2007 gününden itibaren ecrimisilin toplamı 12.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, Hazineye ait ...-... İlçesi-... mevkii 1668 ada üzerine muris babaları tarafından ev yapıldığı ancak bu taşınmazın 1993 tarihinde davalı kardeşine ihale ile satıldığı ve taşınmazın beyanlar hanesinde “binanın ...'a ait olduğu” şerhi bulunduğu, davalı tarafından zeminin Hazineden satın alınması nedeniyle aleyhine açılan müdahalenin önlenmesi davasının kabul edilerek taşınmazı 21.05.2007 tarihinde mahkeme kararı gereğince tahliye etmek zorunda kaldığı ileri sürülerek öncelikle babasına ait ev nedeniyle ¼ miras hissesi karşılığı ev bedelinin tahsili ile yine tahliye tarihi ile dava tarihi arası tahakkuk eden ecrimisil toplamı 12000,00 TL'nin tahsili talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, ortak taşınmaz ve bölümlerin kullanım biçiminin taraflar arasında belirlenmedii gibi mahkeme kararı ile tahliye gerçekleştiğinden ecrimisil istemini reddine; yine, ev üzerindeki 1/4 miras hissesi karşılığının ise ancak ortaklığın giderilmesi davası ile istenebileceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ecrimisil isteminin reddine ilişkin karara yönelik sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taşınmaz üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise; bunun sahibi, cinsi ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın veya kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği hükme bağlanmıştır. Kural olarak, muhdesat, mütemmim cüz niteliğindedir. MK.nun 684. maddesi gereğince taşınmaz malın maliki taşınmaz üzerinde bulunan bütünleyici parçaların da eski yasanın tabiri ile muhdesatın da malikidir. Fakat, bazı özel yasalar ile buna istisnalar getirilmiştir.
Ne var ki bütünleyici parçanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesi, MK.nun 919 ve 920. maddelerinde belirtilen şahsi ve ayni hakların şerh ve tescili niteliğinde değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun gerekçesinde belirtildiği üzere, muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesi eylemli durumun belirtilmesi demek olup, muhdesat sahibi yararına sürekli ve ayni bir hak meydana getirmez. Bu nedenle de davacının bu beyana dayanarak izale-i şuyu talep etme hakkı bulunmamaktadır. Beyanların işlevi eylemli ve hukuki durumu göstermek, aleniyet ve kanıtlama kolaylığı sağlamaktır. Muhdesatın gösterilmesi, muhdesat sahibine şartları mevcut olduğu takdirde MK.nun 648, 650 ve 655. maddeleri uyarınca taban arazinin temlik hakkını ayrıca izale-i şuyu davaları ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 19. maddesi gereğince kamulaştırma halinde muhdesat sahibinin hakkını korumayı sağlar. Başka ifade ile bedele yönelik talep hakkı verir ve muhdesat sahibinin haklarının hak düşürücü süre nedeniyle ortadan kalkması da böylece önlenmiş olur.
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesinde babasına ait olduğu belirtilen evdeki ¼ hissesinin karşılığının bu dava ile talep edilip edilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Yargıtay’ın ilgili dairelerince ve Hukuk Genel Kurulu’nca diğer paydaşlar yönünden muhdesat bedeli sebepsiz iktisap olarak nitelendirilmiş olmakla BK.nun 61.maddesi hükümlerine göre bedelinin istenebileceği kabul edilmektedir. Gerçekten taşınmazın satımı ile muhdesat bedeli, davalının mal varlığına girerek onu zenginleştirmektedir. Buna karşın, davacının (muhdesat) üzerindeki ekonomik yararları son bularak onun mal varlığı yoksullaşmaktadır. Değişik bir anlatımla, yoksullaşanın mal varlığından ekonomik bir değer, zenginleşen davalının mal varlığına kaymaktadır.
O halde mahkemece, davacının taşınmazı tahliye tarihi itibariyle (21.05.2007) taşınmazın değeri belirlenerek ¼ miras hissesi karşılığının sebepsiz zenginleşme hükümlerin göre davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken itibar edilmeyen gerekçeler ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.