Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/6425 E. 2011/10255 K. 14.06.2011 T.
Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 14:55
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6425
KARAR NO : 2011/10255
KARAR TARİHİ : 14.06.2011
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5300 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesi ile; müvekkili şirket ile davalı üretici arasında 05.03.2008 tarihli tütün alım-satım sözleşmesi imzalandığını; davalının, sözleşme gereği tütünleri müvekkili şirkete teslim etmediğini iddia ederek; 5300 TL cezai şartın işletilecek reeskont faizi ile birlikte davalı-üreticiden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, 2800 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davalı temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinin kendisine ulaşmadığını, bu yüzden duruşmaya katılamadığını ve savunma yapamadığını ileri sürmektedir.
Davalıya yapılan tebligat parçasının incelenmesinde; "Muhatabın bulunmaması sebebiyle, muhatapla aynı konut altında sürekli ikamet ettiğini beyan eden ehliyetli ve reşit gelini ... imzasına" tebliğ edildiği görülmüştür. Yapılan tebligat bu haliyle geçersizdir. Zira, Tebligat Kanununun 16 ve Tebligat Tüzüğünün 22.maddesine göre, tebligatın geçerli olabilmesi için; tebligat yapılacak kişinin öncelikle o adresten geçici olarak ayrıldığının tebliğ memuru tarafından tespit edilmesi gerekirdi. Muhatabın niçin adreste bulunmadığı tespit edilmeden yapılan tebligat usule aykırı olup, geçersizdir.
Mahkemece; yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, davalıya yeniden usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğinden ve savunma hakkı tanındıktan sonra, işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekmektedir.
Davanın esası bakımından da; taraflar arasındaki sözleşmenin 7/E maddesi "...tütünlerin teslim veya tesellüm edilmemesi halinde taahhüdün yerine getirilmesini isteyen taraf, karşı tarafı yazılı olarak uyarır. Yazılı uyarıdan sonra bir hafta içerisinde taahhütlerini yerine getirmeyenler karşı tarafa, sözleşmede yer alan üretim miktarının %10 eksiği dışında kalan, yerine getirilmemiş taahhüt miktarı ile en yüksek nevi fiyatı çarpımının %50'si tutarında cezai şart ödemeyi peşinen kabul eder" hükmünü içermektedir.
Mahkemece; davacı tarafça, yazılı uyarıda bulunulup bulunulmadığı incelenip araştırılmadan hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.