Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/6692 E. 2011/18377 K. 22.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6692
KARAR NO : 2011/18377
KARAR TARİHİ : 22.11.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacılar vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden Davacılar Vek.Av…. geldi. Aleyhine temyiz olunan Davalılar Vek.Av…. … geldi. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00’e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar, 06.11.2008 tarihli dilekçelerinde; babaları … …’nın 19.06.2008 tarihinde vefat ettiğini, 25.05.2006 tarihinde düzenlediği vasiyetnamesi ile terekesinin tamamını saklı paylar hariç olmak üzere torunu davalı … …’ya vasiyet ettiğini; vasiyetnamedeki tasarruf Medeni Kanunun 557.maddesinin 2.fıkrasında belirtilen iptal sebeplerinden olan yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucu yapıldığından; hukuki olarak geçerliliği bulunmayan vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; “…toplanan kanıtlardan vasiyetçi … …’nın 25.05.2006 tarihinde yanıltma, aldatma, korkutma ve zorlama olmaksızın özgür iradesi ile dava konusu vasiyetnameyi düzenlediği anlaşıldığından, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. Gerekçesiyle” davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; 23.12.2010 tarihli celsede, mazeretlerinin kabulüne karar verilerek duruşma ertelenmiş olmasına rağmen; duruşma gününün kendilerine tebliğ edilmediğini ve yokluklarında karar verildiğini, beyanda bulunma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Dosyanın incelenmesinde; 23.12.2010 tarihli celsede, davacı vekilinin mazeretinin kabulü ile duruşma günü ve adli tıp raporunun suretinin davacı vekiline Alopost ile tebliğine karar verildiği; ancak, tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine, duruşmanın sonlandırılarak davanın reddi cihetine gidildiği anlaşılmıştır.
HUMK’nun 73.maddesine göre, taraflar; usulüne uygun olarak iddia ve savunmalarını beyan etmek üzere, mahkemeye çağrılmadıkça haklarında hüküm kurulamaz.
Mahkemece; kanunun amir hükmü gözetilmeksizin, davacı tarafa yeni duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeden, usul ve yasaya aykırı olarak hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve şimdilik diğer yönlerin incelenmesine mahal olmadığına, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacılar için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 825 TL vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacılara verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 22.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.