Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/7632 E. 2011/7480 K. 02.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7632
KARAR NO : 2011/7480
KARAR TARİHİ : 02.05.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 3.330 TL ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilleri ile davalının kardeş olduklarını, dava konusu 40 ada 4 parselde kayıtlı . kat 15 nolu meskeninin murisleri babaları … ‘ya ait olduğunu, 27.06.2003 tarihinde babalarının hastalığı nedeniyle Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesince dava dışı kişi Av. … ‘nun babalarına vasi olarak atandığını, 18.09.2004 tarihinde de babalarının vefat ettiğini, vefat sonrasıda 22.02.2006 tarihinde Kahramanmaraş Sulh Hukuk Mahkemesince dava dışı kişi Av. …’nın tereke mümessili tayin edildiğini, davalının dava konusu taşınmazda halen oturmaya devam ettiğini, müvekkillerinin karşılığının ödenmediği ileri sürülerek murisin vesayet altına alındığı 27.06.2003 tarihi ile tereke mümessilinin tayin edildiği 22.02.2006 tarihleri arasında 3.300 TL ecrimisilin davalıdan tahsili talep ve dava edilmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, murisin vesayet altına alındığı 27.06.2003 ile terekeye mümessilinin tayin edildiği 22.02.2006 tarihleri arasında davalının dava konusu evde davacı mirasçılara kira ödemeden oturduğu gerekçesiyle 3219 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Dava konusu taşınmaz tarafların murislerine ait olup, muris 18.09.2004 tarihinde vefat etmiştir. Davacılar murisin vefat öncesi döneme ilişkin olarakta ecrimisil istemiştir. Bu dönemde evin maliki muris olduğundan ecrimisil dava açma hakkı murise ve vasisine aittir. Bu kişiler tarafından bu döneme ilişkin olarak ecrimisil davası açılmamıştır. Bu dönemle ilgili malik olmayan davacılar ecrimisil talebinde bulunamazlar. Bu nedenle murisin ölüm tarihi öncesi dönemine yönelik kısmının reddedilmesine karar verilmesi gerekirken bu dönem öncesine ilişkin olarakta ecrimisile hükmolunması doğru görülmemiştir.
Murisin ölüm tarihinden sonra ise, taraflar taşınmaza iştirak halinde malik olmuşlardır. Müşterek veya iştirak halinde mülkiyette kural olarak intifadan men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Bunun istisnası doğal ürün alınan yerler ile hukuki semere elde edilerek tasarruf edilen yerlerde intifadan men şartı aranmaz. İntifadan men dava şartı olup mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. İntifadan men yemin dahil her türlü delil ile ispatlanabilir. Bu nedenlede murisin ölüm sonrası dönemle ilgili olarakta intifadan men şartına ilişkin deliller araştırılıp toplanıp tartışılmadan hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de ecrimisil, kötüniyetli şagilin ödemek zorunda olduğu tazminat olup, enazı kira geliri, ençoğu ise tam gelir yoksunluğudur.
İlke olarak kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest koşullarda getirebileceği kira parası (emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü ve çevre özellikleri de nazara alınarak) rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ise, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak koşulu ile ecrimisil bedeli rayiç değerlere göre takdir edilir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, emsal değerlendirmesi yapılmadığı gibi kira parasına etki eden taşınmaza ait özelliklerde somut şekilde açıklanmamıştır.
Bu haliyle rapor hüküm kurmaya yeterli değildir.
Mahkemece, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse re’sen temin edilerek mahallinde yeniden keşif yapılarak yukarıda açıklanan hususlara uygun olarak alınacak bilirkişi heyeti raporu sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, bu yönüyle de eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.05.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.