Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/7695 E. 2011/14729 K. 04.10.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 21.01.2024 14:45


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7695
KARAR NO : 2011/14729
KARAR TARİHİ : 04.10.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 12.000 TL maddi tazminat (ecrimisil) ile 10.000 TL manevi tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde; davacıya ait taşınmazdaki iki katlı evin, davalı tarafından 31.07.2002 tarihinden beri haksız işgal edildiğini ileri sürerek; 2002-2007 tarihleri arası için 12.000 TL ecrimisil bedeli ile, yıllardır evine giremeyerek elem ve ızdırap duyan, yıllarca mahkemelerde süren davalar nedeniyle, psikolojisi bozulan müvekkili davacı için 10.000 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, bilirkişi raporu doğrultusunda, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl için hesaplanan (7.675,66 TL) ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; manevi tazminat talebi bakımından da; “davacının, davalının tapu dışı tescil işlemi nedeni ile uzun süre gerek evi kullanmaktan, kiralamaktan mahrum kalması, gerekse davalının bu ihmali ve iyiniyetli sayılmayacak davranışı nedeni ile dava dava dolaşmak zorunda kalması sonucu manen yıpranması ve yorulması hususları dikkate alınarak manevi tazminata karar vermek gerekmiştir, gerekçesiyle” 5000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, BK'nun 49.maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde manevi tazminat istenebilir. Bunun içinde, davacının kişilik haklarına hukuka aykırı bir şekilde tecavüzün varlığından söz etmek gerekir. Somut olayda, manevi tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır. Zira, davaya konu haksız eylem, davacıya ait evin davalı tarafından haksız kullanımı nedeni ile kira gelirinden mahrum kalınmasına (uğranılan maddi zarara) ilişkindir. Kural olarak, mala verilen zararlar nedeniyle manevi tazminat istenilemez. Gerek BK.madde 49 ve gerekse de TMK.nun madde 24'de kişilik haklarının zarara uğratılması durumunda manevi tazminat istenebileceği öngörülmüştür. Bu düzenlemeler, malvarlığına ilişkin zararları içermez. Öte yandan, taraflar arasında görülen davalar nedeniyle de, davacı tarafın kişilik haklarının zarara uğradığı söylenemez. Karşılıklı açılıp sonuçlanan davaların, hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı gözetilmeden, mahkemece, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde manevi tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.