Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/7784 E. 2011/9954 K. 09.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7784
KARAR NO : 2011/9954
KARAR TARİHİ : 09.06.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin annesi ve murisi olan …’in 04.05.2002 tarihinde vefat ettiğini Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/196 E. sayılı dosyası ile 23.06.2000 tarihli vasiyetnamesinin açıldığını, saklı payının da ihlal edildiği vasiyetname ile tüm menkul ve gayrimenkullerinin tamamını davalı torununa bırakıldığını beyanla, vasiyetnamenin saklı payı aşan kısmının iptali ile 1 nolu parsel 16 numarada yer alan taşınmazın ½ payının (veraset ilamındaki gibi) adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının tenkise tabi vasiyetnameyi, vasiyetnamenin mahkemede açılmasından çok önce öğrendiğinin tanık beyanları ile anlaşıldığı gerekçe gösterilerek 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Vasiyetname usulünce açılıp ilgililere tebliğ edilmeden TMK’nun 559.maddesinde gösterilen 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlamaz. Somut olayda vasiyetname 2007/196 E.sayılı Şanlıurfa 2.Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında açılıp, davacının 14.05.2007 tarihinde haberdar olduğu anlaşılmıştır. İş bu dava ise 06.07.2007 tarihinde açılmıştır.
Mahkemece, sözkonusu tarihler ve yukarıda belirtilen husus nazara alınmaksızın yanılgılı değerlendirme sonucu, davacının vasiyetnamenin açılmasından çok önceki bir tarihte durumu öğrendiğinin tanık anlatımları ile sabit olduğundan bahisle, süresinde açılan vasiyetnamenin iptali istemli bu davayı hak düşürücü süre yönünden reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Ayrıca, miras bırakanın tüm terekesi belirlenip, davacının saklı payına bir tecavüzün olıp olmadığı belirlenerek dava dilekçelerinde bulunan tenkis talebi konusunda da olumlu-olumsuz bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 09.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.