Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/7886 E. 2011/9305 K. 31.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7886
KARAR NO : 2011/9305
KARAR TARİHİ : 31.05.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde kira parasının 01.04.2010 gününden başlayarak aylık, 2.000 TL olarak tesbiti istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davada, 1.4.2010 tarihinden itibaren aylık kiranın 2000 TL. olarak tespitine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, davanın taşınmaz arsa vasfında olup ,6570 sayılı Kanuna tabi olmadığı, BK.’na tabi olduğu, bu durumda kira tespit davası açılamayıp, sadece akdin feshinin talep edilebileceği,davacının da böyle bir talebinin bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, taraflar arasında 1.4.2005 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira akdinin yapıldığı, 3 yılın sonunda akdin sona ereceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmeye % 25 artış şartının konulduğu , taşınmazın arsa olarak kiralandığı anlaşılmıştır.
Bu niteliği itibariyle taşınmaz gayri musakkaf olup, 6570 sayılı kanuna tabi değildir. Bu taşınmaz için Borçlar Kanunu hükümleri uygulanacaktır.
Kira parasına ilişkin olarak ,tarafların ihtilafa düşmeleri halinde sözleşmede doğan bu boşluk 18.11.1964 tarih, 2/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca hakim tarafından doldurulur. Borçlar Kanununa tabi olan yerlerde ise, akit kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında sona erer ve kiralananın kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda, kira akdinin asli unsurlarından olan kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeni ile artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca musakkaf olmayan ve Borçlar Kanununa tabi olan yerlerde bir kira akdinin varlığından söz edilemeyeceğine göre dava değeri gözetilerek görevin belirlenmesi kaçınılmazdır.
Öyle ise mahkemece, dava konusu taşınmazın yıllık kira bedeli dikkate alınarak,davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken,yanlış gerekçeler ile davanın esası hakkında bir karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05. 2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.