Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/9030 E. 2011/13162 K. 19.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9030
KARAR NO : 2011/13162
KARAR TARİHİ : 19.09.2011

MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde davacı hakkındaki icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tesbitine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde, davacının davalı şirketten bir kısım ev eşyası satın alarak 500 TL peşinat ödediği, kalan kısım için taksitlendirme yapıldığı, imzalanan sözleşme uyarınca da 4.485.00 TL bedelli teminat senedi düzenlendiği, davacının aldığı mallar karşılığını ödemesine rağmen hakkında icra takibi başlatıldığı ileri sürülerek, borçlu bulunmadığının tespitiyle %40 kötü niyet tazminatının davalı taraftan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık tüketici ile satıcı arasındaki mal satımından kaynaklanmalıdır.
4822 sayılı kanun ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. maddesinde, kanunun uygulanmasıyla ilgili tanımlar yapılıp, bu arada “alışverişe konu olan taşınır eşyayı…” mal, “Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi” tüketici, “kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere, ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri” satıcı olarak tanımlamıştır. Aynı Yasanın 23. maddesinin 1.fıkrasında ise “Bu kanunun uygulanmasıyla ilgili çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır” hükmüyle, kanunun uygulanmasından doğacak ihtilaflara bakacak görevli mahkeme belirtilmiştir.
O halde, yukarıda açıklanan yasal düzenleme uyarınca davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekmekte olup, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında hüküm tesisi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.