Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/9446 E. 2011/18115 K. 21.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9446
KARAR NO : 2011/18115
KARAR TARİHİ : 21.11.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin men-ine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Dava dilekçesinde; davacıların 151 parsel sayılı taşınmazın müşterek malikleri oldukları, taşınmaz içindeki su kaynağının davacılar ile aynı yerde taşınmazı bulunan davalı … tarafından birlikte kullanıldığı, 2007 yılında yaşanan kuraklık nedeniyle suyun ihtiyaca yetmediği, bunun üzerine davacıların aynı taşınmaz içinde kazı yapıp başka bir su çıkardıkları, suyu borularla alarak kullanmaya başladıkları, bu arada davalıların Nazilli Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/1040 E. sayılı dosyasında bu su nedeniyle müdahalenin men-i davası açtıkları, bilahare davadan feragat ettikleri, ekim dikim mevsimi geldiğinde de davacılara ait su borularını kırdıkları, bu şekilde ikinci su kaynağına müdahale ettikleri ileri sürülerek, suya müdahalenin men-ine karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; uzun yıllardır tarafların birlikte kullandıkları ve krokide A ile gösterilen su kaynağı bakımından yanlar arasında herhangi bir uyuşmazlığın bulunmadığı, çekişmenin aynı parsel içinde bulunan ve krokide B ile gösterilen ikinci su kuyusuna ilişkin olduğu, ancak dinlenilen tanık beyanları uyarınca davalıların bu kuyuya yönelik herhangi bir müdahalelerinin olmadığı, davacıların B kuyusundan aldıkları suyu borularla köy içindeki taşınmazlarına taşıyıp burada kullandıkları, buna göre suya müdahalenin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalılar A ile belirtilen suyun öteden beri birlikte kullanıldığını, 1/2’şer oranındaki kullanım hakkının tapuda şerh edildiğini, A ve B kaynakları arasında sadece 18 metre mesafe bulunduğunu, esasen her ikisininde aynı su olduğunu, davacıların davalıları sudan tamamen mahrum etmeyi amaçladıklarını ileri sürerek, dava konusu suda kendi haklarının da bulunduğunu savunmuşlardır. Ayrıca, davacılardan …’a ait su borularının kırılması nedeniyle davalı … hakkında Nazilli Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açıldığı, yargılama sonucunda da mala zarar verme suçundan dolayı ceza verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
O halde, davalıların davaya konu B suyu üzerinde de hak iddia ettikleri ve davalı …’nun davacı … tarafından döşenen boruyu kırmak suretiyle davacıların bu suyu kullanmalarına engel olmaya çalıştığı da gözetilerek, buna göre hüküm tesisi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmayıp, bozmayı gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.