Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/10031 E. 2012/13842 K. 30.05.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 10:47


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10031
KARAR NO : 2012/13842
KARAR TARİHİ : 30.05.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 7.187 TL borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçelesinde; davalının davacı aleyhine işçi alacakları talebiyle dava açtığını, hükmolunan alacakların hesaplanarak ödendiği halde icra takibine konu edildiğini, takibe konu edilen bedel kadar borçlu olmadığının tespiti ile davalı aleyhine %40 kötüniyet tazminatının hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, davanın iş mahkemesinde açılması gerektiğini ayrıca alacaklarının maddi hukuk açısından kesinleştiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece davanın kabulü ile davacının takip konusu miktardan borçlu olmadığının tespitine, şartlar oluşmadığından davacı vekilinin kötüniyet tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.4857 sayılı İş Kanunu’nun 8/1 maddesi uyarınca “İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş göreme (emek) ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici unsurlarıdır. İş sözleşmesini diğer iş görme sözleşmeleri olan eser ve vekalet sözleşmelerinden ayırt edici en önemli kıstas bağımlılık ilişkisidir. Her üç sözleşmede iş görme edimini yerine getirenin iş görülen kişiye (işveren-eser sahibi veya temsil edilen) karşı ekonomik bağlılığı vardır.İş sözleşmesini belirleyen kriter hukuki-kişisel bağımlılıktır. Gerçek anlamda hukuki bağımlılık, işçinin işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına ilişkin talimatlara uyma yükümlülüğünü üstlenmesi ile doğar. İşçi edimini işverenin karar ve talimatları çerçevesinde yerine getirmektedir. İşçinin bu anlamda işveren karşı kişisel bağımlılığı ön plana çıkmaktadır. Bu anlamda işveren ile işçi arasında hiyerarşik bir bağ vardır. İş sözleşmesine dayandığı için hukuki, işçiyi kişisel olarak işveren bağladığı için kişisel bağımlılık sözkonusudur. İş sözleşmesinde bağımlılık unsurunun içeriğini; işverenin talimatlarına göre hareket etmek ve iş sürecinin ve sonuçlarının işveren tarafından denetlenmesi oluşturmaktadır. İşin işverene ait işyerinde görülmesi, malzemenin işveren tarafından sağlanması, iş görenin işin görülme tarzı bakımından iş sahibinden talimat alması, işin iş sahibi veya bir yardımcısı tarafından kontrol edilmesi, bir sermaye koymadan ve kendine ait bir organizasyonu olmadan faaliyet göstermesi, ücretin ödenme şekli kişisel bağımlılığın tespitinde dikkate alınacak yardımcı olgulardır. Sayılan bu belirtilerin hiçbiri tek başına kesin bir ölçü teşkil etmez. İşçinin, işverenin belirlediği koşullarda çalışırken, kendi yaratıcı gücünü kullanması, işverenin isteği doğrultusunda işin yapılması için serbest hareket etmesi bu bağımlılık ilişkisini ortadan kaldırmaz. (HGK.01.06.2011 gün ve 9-354 Esas-375 Karar)
Taraflar arasındaki ilişki iş aktine dayanmaktadır. Bu gibi sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların 4857 sayılı İş Kanunu ve 5521 sayılı Kanunun 1.maddeleri hükümleri uyarınca iş mahkemelerinde görülmesi gerekmektedir. Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.