Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/1020 E. 2012/5525 K. 05.03.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 30.12.2023 03:44
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1020
KARAR NO : 2012/5525
KARAR TARİHİ : 05.03.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde icra takibine itirazın iptaliyle %40 tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Dava dilekçesinde; davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı kira sözleşmesi nedeniyle ödenmeyen aylar kira bedellerinin tahsili için yapılan takibe itirazın iptaliyle %40 tazminatın tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Mahkemece; davalının sürekli müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı ve sözleşmenin 20.maddesi uyarınca kefaletinin bir yıl değil, sözleşme devam ettiği sürece olduğu ve yine aynı koşul uyarınca kiracının yüklendiği tüm parasal ve ayni vecibelerin yerine getirilmesinden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.Davacı ile dava dışı kiracı arasındaki sözleşme 21/02/2005 başlangıç tarihli olup, üç yıl sürelidir. İcra takibi ise; 17/06/2009 tarihinde başlatılmış olup, 2005 yılı Ağustos- Aralık arası beş aylık kira bedelinin faiziyle birlikte tahsili istenilmiştir.Kira sözleşmesinin başlangıç ve bitiş tarihi belli olduğuna göre kefilin kefaletinin belirli süreli olduğunun kabulü gerekmektedir. Sözleşmede her ne kadar kefilin sözleşme uzadığı takdirde sorumluluğunun süreceği kararlaştırılmış ise de; HGK'nun 13/11/1996 tarih ve 1996/12-589 sayılı kararı uyarınca kefaletin süresiz olduğuna dair bu koşul geçersizdir. BK'nun 484.maddesi hükmüne göre kefaletin muteber olabilmesi, kefilin sorumlu olacağı belli bir miktarın gösterilmesi ile mümkündür. Kefalet süresinin ve kefilin sorumlu olacağı en yüksek tutarın gösterilmemesi halinde kefalet ancak kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira süresi için geçerlidir. Dava konusu olayda da davalının kefaleti bu açıklamalar uyarınca sınırlı bir kefalet olup, BK'nun 493.maddesinde belirtildiği üzere, kefalet süresinin bitimini takip eden bir ay zarfında alacaklı icraya ya da mahkemeye müracaatla hakkını talep etmezse, yahut takibatına uzun süre ara verirse, kefil kefaletten beri olur. Davacının kira sözleşmesinin süresi 21/02/2008 tarihinde sona ermiş, takip eden bir ay içerisinde icra takibi başlatılmamış ya da dava açılmamıştır. Bu durumda BK'nun 493.maddesindeki sürenin “hak düşürücü” süre niteliğinde olduğu gözetilerek davanın reddi gerekirken, kısmen kabulü doğru olamayıp, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.