Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/10859 E. 2012/15932 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10859
KARAR NO : 2012/15932
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı taraf; davalının noterde düzenlenen satış vaadi sözleşmesine rağmen satış vaadine konu tarlanın kati satışını vermediğini ve taşınmazı üçüncü kişiye sattığını ileri sürerek 10.000,00 TL alacağın ifanın imkansız hale geldiği 06.03.2002 tarihindeki değerinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.Mahkemece; satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı 20.08.1993 tarihi ile dava tarihi olan 22.06.2011 tarihleri arasında 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden davanın zamanaşımı nedediyle reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz etmiştir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, Borçlar Kanununun 213.maddesi ile Medeni Kanunun 706 ve Noterlik Kanununun 89.maddeleri hükmü uyarınca, noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan ve tam iki tarafa borç yükleyen kişisel hak veren sözleşmelerdendir. Taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanununun 125.maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır .Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen 20.08.1993 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yasal şartlara uygun olarak düzenlendiğinden geçerlidir. Ancak sözleşmenin ifası taşınmaz üçüncü bir kişi adına 06.03.2002 tarihinde tescil edilmekle imkansız hale geldiğinden, davacı taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin ifasının imkansız hale geldiği bu tarihten itibaren 10 yıl içinde taşınmazın ikame değerini geri isteme hakkına sahiptir.
Mahkemece; sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği 06.03.2002 tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde davanın açıldığı gözetilerek işin esasına girilip toplanacak deliller doğrultusunda hasıl olacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken, yazılı ve yanılgılı gerekçelerle davanın zamanaşımından reddi usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.