Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/11495 E. 2012/15197 K. 14.06.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 29.12.2023 05:12
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11495
KARAR NO : 2012/15197
KARAR TARİHİ : 14.06.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 5800 TL alacak yönünden menfi tespit, faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davacı ve davalı arasında yapılan 01.11.2004 tarihli kira sözleşmesinin 2004 yılından bu zamana kadar karşılıklı anlaşılarak uzatıldığını, davacının mecuru 31.05.2009 tarihinde tahliye edeceğini davalı kiralayana noter ihtarnamesi ile bildirdiğini ancak davalı kiralayanın Mayıs-Ekim 2009 arası 6 aylık kira bedeli olan 8750 TL için icra takibi başlattığını, davacının Mayıs 2009 kirasını ödediğini, kiralayanın ancak tahliyeden sonra makul süre olan iki aylık kira bedeli olan 2900 TL'yi talep edeceğini, 5800 TL alacak istemi yönünden borçlu olmadığının tespiti talep etmiştir.Mahkemece; kiracının taşınmazı fiilen terk etmiş olmasına rağmen kiracılık sıfatının dönem sonuna kadar devam edeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı kiracı 30.04.2009 tarihince keşide ettiği ihtarname ise işyerini 31.05.2008 tarihi itibariyle tahliye edeceğini bildirmiş, bu ihtarname 7.5.2009 tarihinde davalıya tebliğ edilmiştir. Davacı yine 28.5.2009 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile de taşınmazı tahliye ettiğini, anahtarı kiracı bulunduğu ...nın Yönetim Kurulu ...'dan teslim alınmasını 25.5.2009 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile bildirmiş, işbu ihtarnamede davalıya 1.6.2009 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı bu ihtarnameye icabet etmemiş 9.5.2009 tarihinde giriştiği icra takibiyle Mayıs - Ekim 2009 arası altı aylık kira bedilinin ödenmesini istemiştir. Davacı kiracının keşide ettiği ihtarname karşısında davalının taşınmazın tahliye edildiğini bilmesi karşısında taşınmazın kendisine teslim edilmediğinden bahisle kira sözleşmesinin devam ettiği iddiası TMK.nun 2.maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılmasıdır. Kanun bunu himaye etmez. Bu nedenle taşınmazın davacı tarafından 01.6.2009 tarihinde tahliye edildiğinin kabulü gerekir. Ne var ki davacı kiracı kira sözleşmesi sona ermeden kiralanana tek taraflı olarak davalının muvafakatı olmadan tahliye etmiş olduğundan kural olarak kira sözleşmesinin sonuna kadar kira parasından sorumludur. Ancak, BK.nun 98.maddesi hükmü delaletiyle aynı kanunun 44.madde uyarınca, davalı kiralayanın da boşalan taşınmazı aynı şartlarla yeniden kiraya verme gayreti içinde bulunması ve zararın artmasına engel olması gerekir.Bu durumda; mahkemece kiralananın aynı bedel ve şartlarla 1.6.2009 tarihinden itibaren ne kadar süre içerisinde yeniden kiraya verilebileceği bilirkişi marifetiyle saptanıp, belirlenen süre ile sınırlı olarak davacının davanın borçlu olduğu miktar saptanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, davacının dönem sonuna kadar olan kira parasından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.