Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/12085 E. 2012/16764 K. 04.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12085
KARAR NO : 2012/16764
KARAR TARİHİ : 04.07.2012

MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 6.000,00 TL borçlu olmadığının tespiti ile %40 inkar tazminatı istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacılar vekili dilekçesinde, davalı tarafa, takip konusu senet bedelinin davacılar tarafından ödenmesine rağmen davalı tarafından bedelsiz kalan senede dayanarak icra takibi yapıldığını ancak davalı hakkında bulundukları şikayet üzerine bedelsiz kalan senedi kullanmak suçundan dava açılıp cezalandırıldığını ve bu kararın kesinleştiğini belirterek davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davalı hakkında bedelsiz kalan senedi kullanmak suçundan açılan dava neticesinde mahkumiyetine karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşıldığından davanın kabulü ile icra müdürlüğünün 2009/4628 E. Sayılı takip nedeniyle davacıların davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.MK.m.6 gereğince, “Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle mükellefdir. Somut olayda; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı uyuşmazlık konusu olmayıp, varlığını kabul ettiği bu ilişkiden kaynaklanan borcu ödeme savunmasında bulunan davacının bu olguyu ispat yükümü bulunmaktadır.Alacak miktarı da nazara alındığında, davacının ödeme savunmasını; 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288, 289, 290. maddeleri ve 6100 sayılı HMK 200.maddesi gereğince, kesin delillerle veya ancak davalının açık muvafakati halinde takdiri delillerle ispatı gerekmektedir.
Her ne kadar mahkemece, davalı hakkında bedelsiz kalan senedi kullanma suçundan açılan dava neticesinde mahkumiyetine karar verildiğinden ve bu kararın kesinleştiğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davalı hakkında ceza mahkemesince verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, maddi olguyu gösterebilecek ve belirleyecek nitelikte kesin hüküm değildir. Bedelin ödenmiş olduğunu ispat MK 6.madde gereğince davacıya ait olup bu külfet HUMK 288-290 ve HMK 200.madde hükmü gereğince yazılı belge ile ispat edilmesi gerekir. Bu nedenle ceza mahkemesi kararına dayanmak suretiyle davacının, davalıya borçlu bulunmadığını kabul etmek yukarıda bulunan usul kurallarına aykırı düşecektir.Hükmün içereğindeki hukuka aykırılıklar, ancak hükmün hukuken varlık kazanması halinde olağan veya olağanüstü yasa yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü yasa yolu denetimine konu olması mümkün değildir. Bu itibarla, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, yasa yararına bozma yasayoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Yasa koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkumiyet hükmünün olağan yasa yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz doğmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların, olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü yasa yararına bozma yasa yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, yasa yollarında hakim olan temel ilkelere de açıkça aykırıdır.Aksi kabul, temyiz ve yasa yararına bozma yasa yolunun gerek başvuru koşulları, gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir yasa yolu olan yasa yararına bozma kurumunun kuruluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. (CGK. 01.06.2010 gün ve 8-102 E.-2010/135 K.) Öyle ise mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gereğince yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.