Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/12308 E. 2012/23254 K. 12.11.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 22:21


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12308
KARAR NO : 2012/23254
KARAR TARİHİ : 12.11.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ


Dava dilekçesinde 37.537,81 TL alacak için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av. ...geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı ve vekili gelmedi. Gelen davacı vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin karara bağlanması için belirlenen güne dosyanın bırakılması uygun görüldü.
Belirli gün ve saatte dosyadaki bütün kâğıtlar okunarak, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; müvekkili şirketin, 25.04.2006 ila 10.02.2009 tarihleri arasındaki dönemde davalı kooperatife ait araçların yedek parça tedarik etme ve tamir hizmetini yerine getirmeyi üstlendiğini, bu nedenle yapılan hizmete karşılık toplam 52.845 TL tutarındaki 9 adet faturanın kesildiğini, alacağın 28.000 TL sinin 07.10.2008 tarihinde banka kanalı ile ödendiğini, ancak davalı kooperatifin geriye kalan borcu ödemeye yanaşmaması nedeniyle aleyhine takibe başlanıldığını ileri sürerek, takibe vaki itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı ... temsilen 11.07.2011 tarihli celseye katılan kooperatif başkanı ...; davacı şirketin yetkilisi olan ...’in düzenlediği belgeye göre borçlarının toplamının 46.810 TL olduğunu, yine aynı belgenin düzenlendiği tarihte davacı şirkete 10.282 TL nin ödendiğini, geriye kalan borçtan 28.000 TL sinin banka kanalıyla, 8.000 TL sinin ise ayrıca ödendiğini, bu nedenle borçlarının bulunmadığını savunmuştur.
Davacı vekili, davalı kooperatifin başkanı tarafından sunulan belgedeki yazının şirket yetkilisi ...’e ait olup davalı kooperatifin 10.282 TL ödeme yaptığını, belge üzerindeki hesaplamaların ise peşin ödemeye göre yapıldığını, ancak davalı kooperatif tarafından peşin ödeme yapılmayınca fatura bedelleri üzerinden takibe başlanıldığını bildirmiştir.
Mahkemece; “…tarafların ticari defterlerinin incelenmesinden davacının söz konusu takibe konu faturaları kapalı fatura olarak işlediği, açık faturaların ise tahsil edilmiş şeklinde karşısına açıklama yazıldığı, kapalı faturada genel kuralın bedelinin ödendiğinin kabulü gerektiği, genel kuralın aksini bedelin ödenmediğinin iddia eden tarafa düştüğü, davacının takibe konu senetleri kendi defterlerine kapalı olarak işlemesi nedeniyle faturalar nedeniyle alacağının bulunmadığı… davalı kooperatifin ticari defterlerine göre davalının 9.768,00-TL'sı borçlu olduğu bilirkişi raporunda belirtilmiş ise de, işbu dava itirazın iptali davası olup, icra takip tutanağı ile bağlı olunmakla söz konusu fatura icra takibine konu edilmediğinden… davacının davasını ispat edemediği…” gerekçesiyle, reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, eser sözleşmesine dayalı araç tamir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemidir.TMK. nun 6. maddesine göre herkes iddiasını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. BK. nun 355. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda işin yapılıp teslim edildiğini ve iş bedeline hak kazanıldığını kanıtlama yükü yükleniciye, iş bedelinin ödendiğini ispat külfeti ise iş sahibine düşer.Taraflar arasında, eser sözleşmesine konu işin yapılıp teslim edildiği konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, iş bedelinin ödenip ödenmediği konusunda olup, taraflar bu hususun ispatı konusunda ticari defterlere delil olarak dayanmışlardır.Bu nedenle mahkemece, tarafların ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve sonuçta muhasebeci bilirkişi tarafından düzenlenen 18.10.2011 tarihli rapor esas alınmak suretiyle uyuşmazlığın esası hakkında hüküm tesis edilmiştir. Ne var ki söz konusu raporun 3. sayfasında, davacı şirketin ticari kayıtlarında takibe konu edilen 9 adet faturanın ilk beşinin kapalı, sonraki dört tanesinin ise açık olarak işlendiği, ilk beş faturanın davalı kooperatifin 07.10.2008 tarihli ve 28.000 TL tutarındaki banka havalesi ile ödendiği, bu nedenle davalı kooperatifin bu tarih itibariyle 6.564,19 TL alacaklı hale geldiği, sonraki 4 adet fatura bedelinden bu alacağın mahsup edildiği ve buna göre davacı şirketin 14.103,81 TL alacaklı bulunduğu belirtildiği halde, raporun 4. sayfasının sonuç başlıklı kısmında ise takibe konu tüm faturaların kapalı olarak düzenlendiği halde defterlere tahsil edilmemiş gibi işlendiğinin bildirilmesi suretiyle çelişki oluşturulduğu, ayrıca davalı kooperatife ait defterlerin incelenmesi esnasında takibe ve dolayısıyla davaya konu edilen faturalar ile ilgisi bulunmayan ve bedelinin ödendiği taraflarında kabulünde olan balya makinesi satımı ile ilgili ilişkinin (ve bu nedenle yapılan ödemenin) incelenmesi suretiyle değerlendirme yapıldığı, bu haliyle konunun uzmanı olmayan bilirkişi tarafından düzenlenen raporun hüküm vermeye yeterli olmadığı ortadadır.
Buna göre mahkemece; önceki bilirkişi dışında bir bilirkişinin atanması suretiyle tarafların ticari defterleri üzerinde yeniden inceleme yaptırılması ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek, yetersiz bilirkişi raporunun esas alınması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 900 TL vekâlet ücretinin davalı taraftan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.