YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12483
KARAR NO : 2012/16625
KARAR TARİHİ : 02.07.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde itirazın iptali icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; tapu siciline yolsuz olarak tescil edilen vakıf şerhi nedeniyle, davalı idarece müvekkilinden haksız ve hukuka aykırı olarak 4.819 YTL taviz bedeli alındığı, idareye ödenen bu taviz bedelinin istirdadı için davalı hakkında icra takibi yapıldığı, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğu ileri sürülerek, itirazın iptali, takibin devamı ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Mahkemece, önceki ilam ile 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra idari yoldan konulan vakıf şerhinin yolsuz tescil niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 01.12.2008 tarih ve 2008/19103 E.-2008/20752 K.sayılı ilamı ile; 27.2.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5737 sayılı Vakıflar Kanununun geçici 5.maddesi hükmüne göre, vakıf şerhi ile ilgili devam etmekte olan davalarda ve diğer Kanunlarda yer alan zamanaşımı ve hakdüşürücü sürelere ilişkin hükümlerin bu kanun açısından uygulanmayacağı esası getirilmiştir.
Bu durumda 3402 sayılı Kanunun 12/3.maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin ve dolayısıyla 2.4.2004 tarih ve 1/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararının uygulama imkanı bulunmamaktadır.Hal böyle olunca; vakfiye örneği ile kök tapu kaydı bütün tedavülleriyle birlikte dosyaya getirtilip şerhe konu vakfın sahih vakıflardan olup olmadığı hususunda uzman bir bilirkişiden rapor temin edilerek gayrisahih vakıf olduğunun tesbiti halinde tavize tabi olmadığı değerlendirilerek davanın şimdiki gibi kabulüne, sahih vakıf olduğunun tesbiti halinde ise reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir gerekçesiyle bozulmuş, bozma ilamı sonucunda yapılan yargılamada vakfın sahih vakıf olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.5737 sayılı Vakıflar Kanunu 27.2.2008 tarihli Resmi Gazete de yayımlanmış ve aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Sözü edilen 5737 sayılı Vakıflar Kanununun 18.maddesi hükmüne göre; icareteyn ve mukataalı vakıf şerhi bulunan gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlar taviz bedeline tabiidir.
Kanunun 3.maddesinde yapılan tanıma göre de; Mukataalı vakıf, zemini vakfa üzerindeki yapı ve ağaçlar tasarruf edene ait olan ve kirası yıllık olarak alınan vakıf taşınmazlarını, icareteynli vakıf ise, değerine yakın peşin ücret ve ayrıca yıllık kira alınmak suretiyle süresiz olarak kiralanan vakıf taşınmazlarını ifade eder.Bu halde somut uyuşmazlığın çözümü için … Vakfının” mukataalı veya icareteynli vakıf olup olmadığının veya miri arazilerden mukataalı hayrata tahsis edilmeyenler ile aşar ve rüsumu vakfedilen taşınmazlardan bulunup bulunmadığının yöntemince araştırılması gerekir.Vakfiye kapsamındaki her taşınmazın coğrafi konumu ve hukuki durumu farklı olacağından bu taşınmazların kadim köy, kasaba ya da şehir içindeki mülk topraklar içinde olup olmadığı keşfen ve uzman bilirkişiler marifetiyle saptanmalıdır.Bütün bunlardan anlaşılacağı üzere vakıf türünün belirlenmesi ve belirlenen vakıf türüne göre çekişmeli taşınmazda vakfın bir hakkının kalıp kalmadığının, taviz bedeli ödenip ödenmeyeceğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmadan saptanması bu tür davalarda önem kazanmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ise, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanmış, vakfın sahih gayri sahih vakıflardan olup olmadığı konusunda irdeleme ve tesbit yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, taşınmaza ait tapu kaydı dayanakları (ve kadastro tutanağı ile birlikte) getirtilmeli, mahallinde keşif yapılarak, vakfiye örneği ve tapu kaydı üzerinde HUMK. nun 275. maddesi uyarınca yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde bilirkişi görüşüne başvurularak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporu esas alınarak hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.