Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/13630 E. 2012/19211 K. 19.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13630
KARAR NO : 2012/19211
KARAR TARİHİ : 19.09.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde suya vaki müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı köy sınırlarında kalan ormandan çıkan kaynak suyunun çok uzun zamandır köy hayvanlarının su ihtiyacının karşılanmasında kullanıldığını ancak davalı tarafından söz konusu suya, davalının kendi arazisine taşımak suretiyle el atıldığını, davacı köyün öncelik hakkının bulunduğunu ileri sürerek, davalının mevcut suya müdahalesinin men-ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece; davalının Kaymakamlığa yaptığı tecavüzün önlenmesi talebi neticesinde suyun ortak kullanımı yönünde karar verildiği ve davacının İdare Mahkemesinde açtığı davada davacının iddiasının reddedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre, dava konusu suyun devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlık alandan çıkmakta olduğu, davacı köy halkının bu suyu hayvanlarını otlatırken kullandığı, davalının ise, dava konusu su kaynağından 16’lık plastik su borusu ile mevcut suyu kendi parseli olan 408 nolu parsele götürdüğü, parsel içerisindeki betonarme havuza akıtıldığı ve gelen su ile kendi taşınmazı içinde bulunan meyve ağaçları ile sebzelerini suladığı anlaşılmaktadır.Davaya konu suyun niteliği itibariyle genel sulardan olduğu açıktır. Genel sulardan ise; kadim ve öncelik hakları nazara alınmak koşuluyla herkes faydalı ihtiyacı arasında yararlanma hakkına sahiptir. Kadim hak ise; öncesi ve başka türlü kullanıldığı bilinmeyen bir haktır. Uygulamada kadim hak, tanık ve mahalli bilirkişi beyanı ile ispat edilebilir. Dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre de, suyun davacı köy halkına ait hayvanların otlatılması sırasında hayvanların içme suyu olarak kullanıldığı, davalının da dava konusu suyu 4-5 yıldır kendi arazisine boru ile götürmek suretiyle kullandığı sabittir.Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan jeoloji mühendisinin bilirkişi raporunda; davacı köyün içme kullanma suyu ihtiyacının yer altı suyu kaynaklarının asgari debiyle aktığı dönemde asgari miktarlarda karşılandığı, ormanlık alandan kaynak olarak çıkan ve davalı tarafından tarım alanı sulama suyu olarak kullanılan kaynağın da bu ihtiyaca yeterli olmadığı, davacı köyün tarım alanı sulama suyu ihtiyacı hariç ihtiyaç duyduğu asgari su debisinin 70.500 lt/gün olup davacı köye gelen toplam su miktarının 48,59lt/dk. ve davalı tarafından kullanılan kaynağın debisinin ise 10,98lt/dk. Olduğu belirtilmiştir.O halde; dava konusu edilen suyun genel su niteliğinde olması, taraf tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanlarına göre kadim hakkının davacı köy tüzel kişiliğinde bulunması ve bilirkişi raporlarına göre mevcut suyun, davacı köyün ihtiyaçlarını karşılamadığı gözönüne alınarak dava konusu suyu 4-5 yıldır kullanan davalının suya vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmesi gerekirken Bozdoğan Kaymakamlığına yapılan başvuru neticesinde suyun ortak kullamına yönelik karar verildiğinden bahisle davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.