YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13702
KARAR NO : 2012/18469
KARAR TARİHİ : 11.09.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 3828 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; davalıya, 2022 sayılı kanun uyarınca 01.07.1989 tarihinden itibaren aylık bağlandığını, ancak davalının Bağ-Kur kaydının bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle aylığın 01.12.1992 tarihinden itibaren kesildiğini ileri sürerek; 01.06.2008 – 01.02.2010 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen 3.828,91 TL nin %50 fazlası ve ödemenin kesildiği tarihten işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı, her iki ayağının da sakat olduğunu, bu nedenle zorunlu olarak tarım sigortası yaptırdığını ancak sigortalı olduğu dönemde bir işyerinde çalışmasının ve dolayısıyla gelir elde etmesinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, kısa kararda; davanın kabulü ile 3.828,91 TL alacağın tahsiline, gerekçeli kararda ise; davanın kabulü ile 3.828,91 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Verilen bu kararın temyizi üzerine Dairemizin 26.09.2011 tarih ve 15993 – 13920 sayılı kararı ile ve “Kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki bulunmaktadır. 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunması hali bozma nedeni oluşturmaktadır.Anılan içtihadı birleştirme kararı gereğince, kısa kararla bağlı olmaksızın ve dosya münderecatına göre mahkemece bu hususlar göz önünde tutularak vicdani kanaate göre karar verilmelidir.Kabule göre de; Dava, hukuksal nitelikçe sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı, alacak istemidir. Davacı taraf, davalıya bağladığı aylığın dayanağını teşkil eden muhtaçlık halinin sonradan ortadan kalktığını ileri sürerek; yersiz olarak yapılan ödemeyi geri istemektedir. Davaya konu aylıktan yararlanacaklar, 2022 sayılı kanunun Ek 1. maddesi ile belirlenmiş olup buna göre “…özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara” aylık bağlanabilir.Somut olayda ise, davalının Bağ-Kur sigortalısı olduğu dönemde gelir elde edip etmediği, gelir elde etmiş ise bu gelirinin yasada belirtilen tutardan fazla olup olmadığı, buna göre davalının aylık bağlanma şartlarını kaybedip kaybetmediği belirlenmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” Gerekçesi ile bozularak mahalline geri gönderilmiştir.Mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen, hiçbir araştırma yapılmadan, ve “davalının Bağ-kur sigortalısı olduğu dönemde gelir elde ettiğine dair dosyada belge bulunmadığı,davalının aylık bağlama şartlarını kaybedip kaybetmediğinin de tespit edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Bu durumda mahkemece, uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılıp, davalının Bağ-Kur sigortalısı olduğu dönemde gelir elde edip etmediği, gelir elde etmiş ise bu gelirinin yasada belirtilen tutardan fazla olup olmadığı, buna göre davalının aylık bağlanma şartlarını kaybedip kaybetmediği belirlenmesinden sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.