Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/13713 E. 2012/20300 K. 01.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13713
KARAR NO : 2012/20300
KARAR TARİHİ : 01.10.2012

MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 24.946,67 TL ve 18.371,22 TL miktarlı ve nafaka alacağına ilişkin takiplerde borçlu olmadığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde davalıların davacının çocukları olduğunu, …’ın 2004 yılında reşit olduğunu, …’ın 2005 yılında velayetinin davacıya verildiğini, davacının hakkında nafaka alacakları için takip yaptıklarını, her iki dosyaya konu edilen nafaka alacaklarının ödenmiş olduğunu belirterek borçlu olmadığının tesbitine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde davayı kabul etmediklerini belirtmiştir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne; davalı …’ın başlattığı takipte davacının borçlu olmadığının tespitine, davalı …’ın başlattığı takibin 5.900 TL asıl alacak ve 2.070,58 TL işlemiş faiz alacağı yönünden devamına karar verilmiş, mahkeme kararını davacı vekili temyiz etmiştirDava dosyasında yeralan 14/07/2010 tarihli Yapı Kredi Bankası Genel Müdürlüğü yazısına ekli havale dökümünden davacının yurtdışından 05/06/2001- 02/05/2007 tarihleri arasında havale işlemi yaptığı, alıcının 05/06/2001- 02/06/2003 tarihleri arasında ve 18/10/2004 tarihinde davacının kardeşi …’ın 01/07/2003- 18/10/2004 tarihleri arasında ve 08/11/2004- 02/05/2007 tarihleri arasında davalı …’ın olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında da davalı vekilinin tanık dinlenilmesine onayının bulunmadığını belirttiği halde havale dökümünde adı geçen …’ın tanık olarak dinlenildiği, yeminsiz beyanında da davacının kardeşi, davalıların amcası olduğunu, çocukların yaşı küçük olduğu için davacının yurtdışından nafakaları kendisinin Yapı Kredi Bankasındaki hesabına gönderdiğini, 2001-2003 yıllarında bunun devam ettiğini belirttiği görülmektedir.Somut olayda; davacının anılan bu düzenli ödemeleri yaptığı, ödediği bu rakamlar oranında nafaka borcundan kurtulması gerektiği, ard arda yapılan bu ödemelerin davacının nafaka borcuna yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Dava dosyasına sunulan 14/01/2011 havale tarihli bilirkişi raporunda; davalı …’ın 40 aylık nafaka dönemi için 8000 TL asıl alacak, 05/02/2001’den 11/06/2009’a kadar işleyen 12.998,66 TL yasal faiz, davalı …’ın 59 aylık nafaka dönemi için 5.900 TL asıl alacak, 05/02/2001’den 11/06/2009’a kadar işleyen 7.415,28 TL yasal faiz hesaplanıldığı, 04/05/2011 havale tarihli ek bilirkişi raporunda; davalı …’ın 40 aylık nafaka dönemi için 8.000 TL asıl alacak, 05/02/2001’den 11/06/2009’a kadar işlemiş 5.817,12 TL yasal faiz hesaplanıldığı, …için 5.342,82 TL fazla ödeme yapılmış olduğu değerlendirmesi yapıldığı, 13/03/2012 havale tarihli ek bilirkişi raporunda da; davacı tarafından 15/02/2005 tarihine kadar yapılmış olan ödemeler toplamının 13.994,14 TL olduğu, bu miktardan davalı …’ın nafaka ve işlemiş faiz alacağı düşüldüğünde 177,02 TL fazla ödemenin başladığı, 15/02/2005 tarihinden sonraki ödemelerin davalı …’ın nafaka ve faiz alacağından düşüleceği, …’ın 5,900 TL asıl alacağı, 2.070,58 TL faiz alacağı kaldığının belirtildiği, her 2 ek bilirkişi raporunda da ödenmiş olan EURO cinsi havalelerin ödeme kur üzerinden TL karşılığının 19.159,94 TL olduğunun hesaplanıldığı anlaşılmıştır.
Mahkeme kararına dayanak alınan bu raporlarda hem Yapı Kredi Bankasına gönderilen ödemelerin nafaka borcuna yönelik olduğunun kabul edildiği, hem de davacının 40 ve 59 aylık nafaka dönemleri için ödemesine karar verilmiş olan asıl alacakların hesaplandığı, bu asıl alacaklara ayrı ayrı iştirak nafakası davasının açıldığı tarihten icra takip tarihine kadar faiz işletildiği, ulaşılan rakamlardan Yapı Kredi Bankasına gönderilen miktarların düşülerek hesap yapıldığı, yapılan ödemenin nafaka borcunun karşılığı olduğunun kabul edildiği takdirde kapsadığı miktar ve tarih açısından nafaka alacağının ve faiz alacağının sona ereceğinin hesaplanmadığı, yapılan bu hesaplamaların hukuk mantığına uygun ve anlaşılır olmadığı, çelişkiler içerdiği, neye göre böyle bir hesap yapıldığının açıklanıp gerekçelendirilmediği, bu şekilde varılan sonucun davacının ödediği nafaka borçlarının yeniden ödemesine yol açacağı anlaşıldığından belirtilen borç miktarı isabetli bulunmamıştır.Mahkemece yapılacak iş; davacının yaptığı tüm ödemelerin (alacaklı tarafından nafakadan başka bir nedenle ödendiği ispatlanmadığı sürece) nafaka borcuna karşılık yapıldığı, yapılan ödemenin miktarı ve ödeme tarihi açısından davacının nafaka borcundan ve faizinden kurtulacağı kabul edilerek yukarıdaki ilkeler ışığında yeniden uzman bilirkişiden rapor alınarak varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.