YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13981
KARAR NO : 2012/20960
KARAR TARİHİ : 08.10.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde vasiyetnamenin iptali, olmadığı takdirde tenkisi istenilmiştir. Mahkemece davanın tenkis yönünden kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; mirasbırakan …’ın son arzularını içeren 14.06.2002 tarihli vasiyetnamenin ehliyetsizlik ve şekil eksikliği nedenleri ile geçersiz olduğunu ileri sürerek iptalini, bunun mümkün olmaması halinde tenkisini talep etmiştir.Davalı vekili, davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; mirasbırakanın vasiyetname tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunun Adli Tıp Kurumu tarafından belirlendiği, ancak bu vasiyetname ile davacı oğlun saklı payına tecavüz edildiğinin aldırılan bilirkişi raporları ile tespit edildiği gerekçe gösterilerek davanın tenkis istemi yönünden kabulüne karar verilmiş, hüküm; taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- Vasiyetnamenin iptali istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki yazılara, vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekillere uyularak yapılmış olmasına ve özellikle mirasbırakanın vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiil ehliyetine sahip olduğu hususunun mahkemece saptanarak kabul edilmiş olmasına göre, vasiyetnamenin iptali isteminin reddiyle ilgili verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakta olup, davacı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi ile verilen hükmün ONANMASINA,
2- Tenkis istemine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği gibi; tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (teberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; mirasbırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Mirasbırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (TMK. md. 565) Mirasbırakanın Medeni Kanunun 564. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya TMK. nun 565. maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) tenkis uygulanırken TMK. nun 570. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı kanunun 561. maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 563. maddede yer alan, alınanla mütenasip sorumluluk kuralı gözetilmelidir.Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (SABİT TENKİS ORANI) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (TMK. md. 564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan diğer bir anlatımla davalının tercih hakkı doğmadan, bu hakkın kullanılması söz konusu olamaz. Buna bağlı olarak daha önce bir tercihten söz edilmiş olsa bile bu tercih sonuç doğurmaz. O zaman davalıdan tercihi sorulmak ve 11.11.1994 günlü 4/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı uyarınca süratle dava konusu olup sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, tercih hakkının kullanıldığı gündeki fiyatlara göre değeri belirlenmeli ve bu değerin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak NAKTİN ödetilmesine karar verilmelidir.Somut olayda; yanların ortak mirasbırakanı …’ın, … 3. Noterliğince düzenlenen 14.06.2002 tarih ve 8373 yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile; 293 ada 4 ve 471 ada 17 parsel sayılı taşınmazlarını ve yine adına intikal etmiş ve edecek olan miras paylarını torunları olan davalılara vasiyet ettiği anlaşılmaktadır.Yerel mahkemece, davaya konu vasiyetin içerdiği bu hüküm gözetilmemiş, kazandırma konusu (temlik içi) tereke belirlenmediği gibi kazandırma dışı (temlik dışı) tereke de araştırılmamıştır. Oysa tenkis davalarında tereke mevcudunun (temlik içi – temlik dışı) mahkemece resen araştırılması zorunludur. Zira mirasbırakan adına olan tereke mevcudunun mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle değerinin tesbiti; gerek sabit tenkis oranının hesaplanması, gerekse ihlal edilen mahfuz hissenin belirlenmesi için zorunludur. Bu sebeple, tereke mevcudu belirlenmeden düzenlenen tenkis raporundaki değerlere ve buna bağlı sabit tenkis oranına itibar edilemez. Yine TMK. nun 564. maddesindeki bölünmezlik durumunun da doğru sabit tenkis oranına göre araştırılması, bölünemezlik durumunun tesbiti halinde davalıya tercih hakkının kullandırılması gerekir. Belirtilen hususlar yerine getirilmeden kullanılan tercih hakkı geçersiz olup hiçbir sonuç doğurmaz.Şu halde, mahkemece; öncelikle mirasbırakanın terekesi (temlik içi – temlik dışı), taraf vekillerinin beyanına da başvurularak belirlenmeli (HMK. md. 31), tereke kapsamındaki taşınır – taşınmaz mal varlığı hakkındaki bilgi, belge ve kayıtlar dosyaya celbedilmeli, ondan sonra tenkis hesabı yapılması gerekirken; bu yön gözardı edilerek, eksik inceleme ile tenkis talebi hakkında yazılı şekilde hüküm verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre tenkis istemine yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 08.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.