Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/14110 E. 2012/20492 K. 02.10.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 19:09
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14110
KARAR NO : 2012/20492
KARAR TARİHİ : 02.10.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde şimdilik 20.000 TL alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davalıların, müvekkili olan davacının icra dairesine olan borcunu ödemeleri karşılığında, davacıya ait dairenin davalılardan Abdurrahman adına tescil edildiğini, borç ödendiği zaman dairenin tekrar davacıya döneceğinin kararlaştırıldığını, ancak davalı ... tarafından dairenin diğer davalı ...’ye devredildiğini, davalıların hileli davranışları sonucu satış tarihi itibariyle 110.000 TL olan dairenin 24500 TL.’ye (Davacının ödenen borcu) tapudan devredildiğini ,bu nedenle de davalıların sebepsiz zenginleştiklerini beyan ederek şimdilik 20.000 TL. alacağın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında kesin hüküm itirazında bulunmuşlardır.Mahkemece, davanın HMK.madde 114/i ve 115/2 gereğince kesin hüküm nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinden,... 2. asliye Hukuk Mahkemesinde davacı tarafından davalılar aleyhine dava konusu taşınmaza ilişkin tapu iptal ve tescil davası açılmış,mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.Mahkeme tarafından bu karar esas alınmak suretiyle kesin hüküm nedeni ile ret kararı verilmiştir.
Kural olarak, kesin hüküm kamu düzenine ilişkin olup istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekli olumsuz dava koşullarındandır. Tarafları aynı, dava konusu ve sebebi aynı olan iki davanın bulunması ve bunlardan birinin kesinleşmesi halinde kesin hükmün varlığından söz edilir. HUMK.nun 237.maddesi hükmünde öngörülen biçimde yanlar arasında kesin hükmün varlığı halinde, birinci davada verilen hüküm ikinci dava açıldıktan sonra kesinleşmiş olsa bile bu kesinleşme üzerine ikinci davanın kesin hükümden dolayı re'sen reddedilmesi gerekir.Ancak somut olayda, her iki davanın tarafları aynı olduğu halde dava sebepleri ve dava konuları farklıdır. Bu durumda kesin hükmün varlığından söz edilemez. Olsa olsa, ilk davada verilen karar dava konusu uyuşmazlık açısından kesin delil olabilir.Öyle ise mahkemece, bu ilke ve esaslar gözetilerek, yapılacak yargılama neticesinde işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.