YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14652
KARAR NO : 2012/20023
KARAR TARİHİ : 27.09.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 1.740,29 TL alacak için takibe itirazın iptali, faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde, davalıya verilen 1.740,29 TL idari para cezasının tahsili için girişilen icra takibine davalının itirazının iptali ile inkar tazminatının tahsilini istemiştir.Mahkemece; takip dosyasında 30/12/2009 tarih ve 2009/13 sayılı İl Spor Güvenlik Kurulu Kararına istinaden takip başlatılmış ise de, sözkonusu kararın mahkeme kararı olmayıp, idari anlamda alınan bir karar olup, idarenin verdiği bir kararla ilgili, idari para cezalarının tahsili, Amme Alacaklarının tahsili usulü hakkındaki kanuna tabi bulunduğundan, genel hükümler dairesinde, icra takibi ile tahsil istenemeyeceği, bu nedenle icra takibi usulüne uygun bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda alacaklı davacı, borçlu hakkında ilamsız icra takibi yapmış olup, itiraz üzerine takip durmuş ve davacı görülmekte olan itirazın iptali davasını açmıştır. 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 67.maddesinde “Takip talebine itiraz eden alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” hükmüne yer verildiğine göre itirazın iptali davaları açıkça adli yargının görev alanına girmektedir.O halde mahkemece; yukarıdaki açıklamalar ve 14/04/2010 tarih ve 2010/7- 184- 214 sayılı Hukuk Genel Kurulu Kararında da belirtildiği gibi, yasanın açıkça adli yargıyı görevli saydığı haller idari yargının kapsamı dışında olup, bu gibi durumlarda dava konusu işlemin niteliğine bakılmaksızın davanın adli yargıda görüleceği, davacının da alacağınının bu yolla tahsilini tercih ettiği dikkate alınarak, bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.