Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/14922 E. 2012/20526 K. 03.10.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 19:20


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14922
KARAR NO : 2012/20526
KARAR TARİHİ : 03.10.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava ve ıslah dilekçesinde 15.250,00 USD ecrimisilin yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece ecrimisil talebinin reddi, müdahalenin men'i talebinin konusu kalmaması nedeniyle hüküm kurulmasına yer olmadığı cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yöneticiliğini yaptığı apartman üzerine ... baz istasyonunun kurulması için davalı şirket ile ilk olarak 16.10.1998 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin sona erdiği 5 yılın sonunda kira sözleşmesinin yenilenerek davalı ile 16.10.2003 başlangıç tarihli, 5 yıl süreli ve yıllık 4.000 USD bedelli kira sözleşmesinin imzalandığını, davalı kiracı ile yapılan ikinci 5 yıllık kira müddetinin 16.10.2008 tarihinde sona erdiğini, kira sözleşmesinin yenilenmeyeceğine ve bu nedenle baz istasyonunun kira dönemi sonunda sökülerek kaldırılmasına ilişkin davalıya noter kanalı ile ihtarname çekildiğini, ihtarname ile sözleşmenin yenilenmeyeceğinin ve tahliye edilmesinin davalıya bildirilmesine rağmen davalının kullanımının devam ettiği ileri sürülerek, kira sözleşmesinin sona erdiği 17.10.2008 tarihinden dava tarihi olan 31.03.2009 arasındaki döneme ilişkin olarak aylık 1.500 USD nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili, ayrıca davalının müdahalesinin men'i ile ... baz istasyonunun kaldırılması talep ve dava edilmiştir. Davacı vekili 21.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile dava tarihi ile baz istasyonunun kaldırıldığı 21.08.2009 tarihleri arasındaki dönem için de 7.000 USD ecrimisil talep ettiklerini belirterek taleplerini 15.250,00 USD olarak ıslah etmiştir. Davalı vekili cevabında; taraflar arasında bulunan kira sözleşmesine istinaden ... baz istasyonunun tesis edildiğini, tüm kira bedellerinin davacı tarafa ödendiğini, dava edilen döneme ilişkin olarak da 4.000 USD kira bedelinin davacı tarafa ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece; taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 16.10.2008 tarihinde sona erdiği, davalı tarafından ibraz edilen, 01.01.2008-21.08.2009 tarihleri arasını kapsayan dönem için 4.000 USD 'nin davacıya ödendiğine ilşkin ödeme dekontu ile, davacının talep ettiği 17.10.2008- 31.03.2009 tarihleri arasındaki dönem için tahakkuk edecek olan ecrimisil(kira) bedelinin davalı tarafından ödenmiş bulunmakla bu döneme ilişkin talebin yerinde olmadığı, ıslah edilen kısım yönünden ise, davanın açıldığı tarih itibariyle ıslah ile istenilen miktarın tahakkuk etmediği gerekçesiyle ecrimisil taleplerinin reddine, taşınmazın dava sırasında baz istasyonunun kaldırılması nedeniyle müdahalenin men'i yönünden de davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kira sözleşmesinin sona ermesi nedeni ile müdahalenin men'i ve ecrimisil istemine ilişkindir. Ecrimisil, kötüniyetli işgalcinin taşınmazı işgal ettiği dönem için ödemek zorunda olduğu tazminat olup, uygulamada taşınmazı kullanan kişi haklı bir sebebe dayandığına inanarak veya bir edim karşılığı ya da davacının rızası ile kullandığı gerekçesiyle yararlanmayı sürdürüyorsa (harici satış sözleşmesi , fiili taksim, kira sözleşmesi vs) bu kullanım kötüniyetli sayılmayacağından tazminat ile sorumlu tutulmamaktadır.Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin incelenmesinde; davacı apartman yönetimi ile davalı şirket arasında ilk olarak 16.10.1998 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığı, sözleşmenin sona erdiği 5 yılın sonunda kira sözleşmesinin yenilenerek davalı ile 16.10.2003 başlangıç tarihli, 5 yıl süreli ve yıllık 4.000 USD bedelli kira sözleşmesinin imzalandığı, kira sözleşmesinin 5. maddesinde '' sözleşme süresi 5 yıldır. Sürenin hitamından 3 ay önce taraflardan herhangi biri akdi feshettiğini diğer tarafa noter kanalıyla açık bir şekilde ihbar etmedikçe sözleşme aynı şartlarla aynı süre için uzatılmış olacaktır.'' hükmünün düzenlendiği, sözleşmenin anılan maddesi gereğince davacı tarafından, sözleşmenin yenilenmeyeceğine ve bu nedenle baz istasyonunun kira dönemi sonunda sökülerek kaldırılmasına, ihtara rağmen kaldırılmaması halinde yeri tahliye edene kadar aylık 1.500 USD kira ödenmesine ilişkin davalıya noter kanalı ile gönderilen ihtarnamenin 08.07.2008 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiği, davalı kiracı ile yapılan ikinci 5 yıllık kira müddetinin 16.10.2008 tarihinde sona erdiği, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen ödeme dekontunun 29.05.2009 (dava tarihinden sonra) tarihli olup 16.10.2008-16.10.2009 dönemine ait 4.000 USD kira bedelinin davacı hesabına yartırıldığına ilişkin bulunduğu ve davalı şirkete ait ... baz istasyonunun 21.08.2009 tarihinde apartmandan kaldırıldığı tüm dosya kapsamından anlaşılmaktadır.Buna göre; davacının, davalı ile yapılan kira sözleşmesinin 5. maddesi gereğince kira sözleşmesinin bitiminden 3 ay önce sözleşmenin yenilenmeyeceği yönündeki iradesini ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 08.07.2008 tarihinde davalıya bildirmiş olması ve kira sözleşmesinde, kiralananın vasfının arsa olarak gösterilmiş olup, gayrı musakkaf olması nedeniyle kira sözleşmesinin 6570 sayılı yasaya tabi olmayıp BK hükümlerinin uygulanması gerektiği esas alınarak kira sözleşmesinin sona erme tarihinden itibaren davalı haksız işgalci durumunda olacağından bu tarihten itibaren ecrimisile hükmolunması, ecrimisil miktarının tayini bakımından mahallinde üç kişilik bilirkişi kurulu (inşaat, hukuk ve emlak) ile keşif yapılarak, benzer yerlerin kira sözleşmeleri getirtilerek (resen emsal araştırması yapmak ya da taraflardan emsal göstermeleri istenmek suretiyle) incelenmesi, taşınmazın büyüklüğü ve çevre özellikleri de nazara alınarak dava konusu ilk dönemde kiraya verilmesi halinde serbest koşullarda getirebileceği kira parası rayice göre belirlenmesi, sonraki dönemler için ise, ilk dönem için belirlenen miktara TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak koşuluyla ecrimisil hesabı yapılarak karar verilmesi ayrıca davalı tarafından dava tarihinden sonra 29.05.2009 tarihinde 16.10.2008-16.10.2009 dönemine ilişkin davacı tarafa ödenen 4.000 USD 'nin de hükmün infazı sırasında dikkate alınacağı gözönüne alınarak hüküm oluşturulması gerekirken, davacının talebi olan 16.10.2008-31.03.2009 dönemini de kapsar şekilde davalı tarafından 29.05.2009 tarihinde 4.000 USD ödeme yapıldığından bahisle ecrimisil talebi yönünden davanın reddi yönünde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.Bundan ayrı olarak, mevcut (Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonraki) yasal durum itibariyle, kısmi davada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olan davacının, dilerse, ek dava açmak yerine, saklı tuttuğu alacak bölümü için o (kısmi) dava içerisinde ıslah yoluyla talepte bulunabilmesi mümkündür.Yine, somut olayda olduğu gibi, kısmi davada saklı tutulan alacak bölümü için, gerek kısmi dava karara bağlanmadan önce, gerekse daha sonra, ayrı bir dava açılması da usulen olanaklıdır. Uygulamada bu ayrı davaya ek dava denilmektedir, Yine, kısmi davadan sonra açılan ek davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması ve davacının hukuki yararının bulunması koşullarının birlikte varlığı halinde, birden fazla ek dava açılması da kural olarak mümkündür.
Bu haliyle kısmi ıslah, ek dava yoluyla elde edilebilecek haklara, mevcut dava içerisinde, daha basit, daha az masrafla ve daha kısa süre içerisinde kavuşma olanağı tanıyan ve bu yönüyle adeta ek dava açma yoluna alternatif oluşturan bir yapıdadır. Dolayısıyla, kısmi davanın davacısı, ek dava açmak veya kısmi ıslah yoluna gitmek konusunda seçimlik hakka sahiptir.Yukarıda değinildiği üzere, kısmi ıslah yoluyla müddeabihin artırılabilmesi olanağı, bir anlamda, artırıma konu kısmın ek dava yoluyla istenilmesinin alternatifi niteliğinde bulunduğundan; eş söyleyişle, kısmi davadaki ıslah ile bu yola gidilmeyip ek dava açılması halleri, davacıya aynı hak ve olanakları tanıyan seçimlik yollar olduğundan, usul hukuku açısından sonuçlarının da aynı olması gerekir.Bunun içinde, yeni bir dava açılmış gibi, istem miktarını içeren dilekçe karşı tarafa tebliğ edilecek ve harç yatırılacaktır. Böyle bir dilekçe ıslah olarak nitelendirilse bile, zamanaşımı ve hak düşürücü süre gibi hususları kesmeyecektir. Başka bir anlatımla; davalının usuli itirazlarını yapabilmesi gerekmektedir.Somut olayda dava, yargılama sırasında davacı tarafından 21.03.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesinde saklı tutulan ve ıslah tarihi itibariyle tahakkuk eden, 31.03.2009 - 21.08.2009( baz istasyonunun kaldırıldığı tarih) tarihleri arasındaki dönem için ecrimisil ve faiz yürütülmesi istemleri yönünden ıslah edilmiş ve ıslah için usuli gereklilikler yerine getirilmiştir.(ıslah dilekçesi verilmiş, ıslah harcı tamamlattırılmış, ıslah dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.) Bu itibarla, ıslah ile ilgili koşulların yerine getirildiği dikkate alınarak ıslah yolu ile talep edilen dönem için de gerekli inceleme yapılmak suretiyle sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken davanın açıldığı tarih itibariyle ıslah ile istenen miktarın tahakkuk etmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.