Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/15072 E. 2012/24247 K. 26.11.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 17:31
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15072
KARAR NO : 2012/24247
KARAR TARİHİ : 26.11.2012
MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde 1.000.000,00 TL tazminatın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Birleşen dava dilekçesinde 8.000,00 TL tazminatın yasal faizi ile tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine dair verilen hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması taraf vekilleri tarafından istenilmekle; taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacılar Vek.Av. ... geldi. Davalılar ve Vek.Av.... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için 20/11/2012 gününe bırakılması uygun görüldüğünden, belli günde dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dava ve bileşen davada, muris Halit Uzun’un davalılardan ...’in noter olarak görev yaptığı ... 1. Noterliğinin 10.06.2003 tarih ve 77882 sayılı düzenleme şeklinde vasiyetname düzenleyerek ... 79 ada 29 parselde kayıtlı taşınmazı davacıların kardeşi ...’a vasiyet ettiği ve söz konusu vasiyetnameden ise yine ... 1. Noterliğinin 11.09.2003 tarih ve 13739 sayılı düzenleme şeklindeki vasiyetten rücu işlemi ile vasiyetten rücu ettiği ancak söz konusu rücu işlemi Medeni Kanunun 532.vd. madde şartlarını ihtiva etmediği nedeniyle ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/106 esas 393 karar sayılı ilamı ile iptal edildiği bu nedenle davacıların yasal miras haklarından mahrum kaldıkları ileri sürülerek kargir petrol binası niteliğindeki taşınmazın intikal etmesi gereken tarihteki bedeli ile tenkis edilen tutar arasındaki farkın tamamı olan ıslah ile birlikte 1 000 000,00 TL’nin tahsili istenilmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımı ile birlikte dava konusu taşınmaz üzerinde murise ait hacizler bulunduğu nedeniyle zaten vasiyetten rücu işlemi geçerli olsa dahi davacıların bu taşınmazı sahip olamayacaklarını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 230 194,09 TL’nin tahsiline yine birleşen davanın kabulü ile 8 000,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş, hüküm, süresinde davacılar ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava, Noterin sorumluluğuna dayanan maddi tazminat istemine ilişkindir.Dosyadaki belgelerden vasiyetçi muris ...’un resmi şekilde yaptığı vasiyetten yine resmi şekilde rücu etmek istediği ancak davalı Noter tarafından düzenlenen vasiyetten rücu belgesinin TMK’nun 532 ve devamı maddelerine uygun olarak düzenlenmediği; TMK’nun 533. maddesinde “mirasbırakan arzularını resmi memura bildirir. Bunun üzerine memur vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması için mirasbırakana verir. Vasiyetname mirasbırakan tarafından okunup imzalanır. Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar”. Aynı yasa 534. maddesinde, ise “vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan vasiyetnameyi okuduğunu ve vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalar” düzenlemesinin yer aldığı, yasanın aradığı şartların geçerlilik şartları olduğu somut olayda ... 1. Noterliğinin 11.09.2003 tarih 13739 sayılı belgede tanıkların (mirasbırakanın vasiyetnameyi kendi yanlarında okuduğu, vasiyetnamede yazılı olanların son arzularına uygun olduğu, onu vasiyet yapmaya ehil gördükleri) biçiminde bir açıklamanın bulunmadığı gerekçesi ile vasiyetten rücu işleminin iptaline karar verildiği ve verilen bu kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Vasiyetnameden rücu belgesinin iptali davası gerekçesinden davalı noterin (ve çalışanının) kusurlu eylemi nedeniyle rücu belgesinin iptal olunduğu anlaşılmaktadır. 1512 sayılı Noterlik Kanunu’nun 162. maddesi gereğince; “stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa dahi noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludur.”
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.2-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; davacı dava dilekçesinde taşınmazın gerçek değeri ile tenkis edilen değer arasında kalan bedeli talep etmiştir. Talimat yolu ile alınan 25.12.2008 tarihli bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın değeri 460 388,18 TL olarak belirlenmiştir. Farklı bilirkişiler tarafından düzenlenen 20.07.2009 tarihli rapor ile taşınmazın değeri 2 016 000,00 TL olarak belirlenmiştir. Yine, 26.09.2010 tarihli üçüncü rapor ise 488 m² arsanın dava tarihi itibariyle değerinin 851 200,00 TL olduğu ve davacı miras hisseleri karşılığı hesaplanmış ve yine ek raporlarında yapılan hesaplamanın yerinde olduğunda ısrar edilmiştir. Şu durumda noter (ve çalışanının) sorumluluğunun kapsam ve tutarının net olarak belirlendiğinden bahsetmek olanağı bulunmamaktadır.Bundan ayrı olarak ta, davacılar tarafından lehine vasiyet edilene karşı vasiyetnamenin iptali ile birlikte muristen intikal eden 29 parseldeki mahfuz hisseleri karşılığı tenkis istemli dava açıldığı, tenkis davasının tefrik kararı verilmek suretiyle ayrı esasa kayıt edildiği anlaşılmaktadır. Bu davanın sonucunda verilen hüküm zararın kapsam ve tutarını etkileyeceğinden mahkemece sonucu beklenilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir.Yine, birleşen davada davalının süresinde zamanaşımı itirazında bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalının zamanaşımı itirazı konusunda olumlu-olumsuz bir karar verilmemiştir. Zamanaşımı def'inin öncelikle incelenmesi ve bu konuda bir karar verildikten sonra işin esasının ele alınması gerekirken, incelenmeksizin davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde değildir.O halde mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek ve raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle (davacı talebi ile bağlı kalınarak) davalıların sorumlu olduğu maddi zarar kapsamı belirlendikten sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ve eksik inceleme ile istemin kısmen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.