Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2012/15109 E. 2012/22003 K. 18.10.2012 T.

Yayınlanma Tarihi: 28.12.2023 21:55


YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15109
KARAR NO : 2012/22003
KARAR TARİHİ : 18.10.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 61.864,54 TL alacağın istirdatı faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; müvekkili ve eşi davalı ... hakkında Davalı ... tarafından ... 3. İcra Müdürlüğünün 2009/3819 E.sayılı dosyası ile takip yapıldığını, yapılan icra takibinde tebligatları kasıtlı olarak ayrı yaşadığı ve aralarında geçimsizlik bulunan eşi davalı ...’ın teslim alarak müvekkiline haber vermediğini, 103.madde gereği haciz tebligatlarının da davalı ... tarafından alındığını, böylece takip kesinleştirilerek müvekkilinin bankadaki hesabında bulunan paraların davalı tarafça haciz konarak ele geçirildiğini, müvekkilinin davalı ...'ya böylesi bir borcu bulunmadığını, bu sebeple müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, mevduatından çekilen 61.864,54 TL 'nin işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalılardan istirdadına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...; evini borçlarından dolayı satışa çıkardıklarını, diğer davalı ...'ın bu evin satışını öğrendiğini ve evin satışı konusunda 55.000,00 TL bedel karşılığında anlaştıklarını, paranın evde davacı eşinin de bulunduğu sırada verildiğini, bu paranın davacı hesabına yattığını, ancak devrin gerçekleşmediğini, karı koca bir aileyle evin 80.000,00 TL'ye satışı konusunda anlaştıklarını, evin aile şerhli olması nedeniyle davacı eşi ile birlikte tapuda evin satışını ...'a yaptıklarını, diğer davalı ...'ın verdiği parayı eşinden istemesine rağmen eşinin bu parayı iade etmediğini, bu nedenle ...'ın icra takibi yaptığını, borç ödenmeyince de eşinin bankadaki hesaplarına haciz konulduğunu, tebligatların hepsini almasının olağan hayat akışına uygun olup planlanmayacak bir durum olduğunu, konutta yapılan hacizde eşi ...'ın evde bulunup imzadan imtina ettiğini, Cumhuriyet Savcılığının kararında da belirtildiği üzere evdeki haciz işlemi 18.03.2009 günü iken dolandırıldığını iddia ederek 21.4.2009 tarihinde şikayette bulunduğunu fakat Cumhuriyet Savcısının takipsizlik kararı verdiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, Davalı ..., diğer davalı ... adına tapuda kayıtlı olan taşınmazın satış bedeli olarak 55.000,00 TL.yi elden davacıya ödediği iddiasını usuli bir delille kanıtlayamamış, davalı ... ise, takip dosyasında davacı adına çıkartılan tebligatı, kendisinin diğer borçlu olması hasebiyle menfaat çatışması olduğu halde tebellüğ ederek takibin davacı açısından kesinleşmesine yol açmış, takip dosyasında borcu açıkça kabul etmesine rağmen hiçbir ödeme de bulunmamış olmakla tahsiline karar verilen bedelden müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine göre; davalı ... adına ...de kayıtlı bulunan ve davacı ile davalı ...’ın aile konutu olarak kullandıkları mesken tapu kaydı üzerine 17.10.2008 tarihinde aile konutu şerhi konulmuş, aynı konut 6.11.2008 tarihinde dava dışı ...'a tapuda 30.000,00 TL bedelle satılmıştır. Bu evi haricen satın alarak peşin 55.000,00 TL verdiğini iddia eden davalı ... davacı ve davalı ... hakkında 20.2.2009 tarihinde 55.000,00 TL için ilamsız takip başlatmış, ödeme emirleri davalı ...’a tebliğ edilmiş, takip kesinleşmekle 18.03.2009 günü davacının da hazır bulunduğu evde haciz işlemi gerçekleşmiş, borçlu ... borcu kabul etmiş, davacı borcu kabul etmediğini belirterek haciz zaptını imzalamamıştır. Önceden yazılan müzekkere nedeniyle 18.3.2009 tarihinde davacının banka hesabında bulunan 61.864,54 TL takip dosyasına gönderilmiş, davacı 3.4.2009 tarihinde davalı aleyhine boşanma davası açmış, 21.4.2009 tarihinde davalıları dolandırıcılık eyleminden dolayı şikayet etmiş, eşi ile aralarının bozulmasından sonra şikayette bulunması, delil yetersizliği, şahsi cezasızlık hali nazara alınarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, davacı itiraz etmemiştir. Davacı bu davayı da aynı tarihte 21.4.2009 te açmıştır. Davacı, duruşmadaki beyanında evin ...’a 80.000,00 TL’ye satıldığını, imzası karşılığında 30.000,00 TL alıp, bankaya yatırdığını, davalı ...’ya satışın kurgu olduğunu beyan etmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, davacı hesabında bulunan paranın 30.000,00 TL’si ev satışı sonucu kendisine verilen paradır. Bu bedelin davalı ...’ya evin harici satışından mı kaynaklandığı, yoksa tapuda dava dışı ...'a yapılan satışa mı ait olduğu çekişmeli olup, öncelikle ve ön sorun olarak bu uyuşmazlığın çözülmesi gerekir. HMK.27. Maddesine göre çözümü hakime aittir.Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkının dayandığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK.md.6). İspat yükünün, tarafların davadaki sıfatları ile bir ilgisi de yoktur.
Celp edilen icra dosyasında davalı tarafından davacı aleyhine yapılan icra takibinin adi takip yoluyla yapıldığı ve alacağın sebebi olarak da " ev için elden verilen para "olarak gösterildiği görülmüştür. Davalı alacaklı icra takibinde her hangi bir belge ve delile dayanmamıştır. Böyle olunca davalı alacaklı alacağını yasal delillerle kanıtlamalıdır ve ispat yükü de davalıya aittir. Bu nedenle davalının alacağın varlığını ispat için yemin dahil tüm delilleri toplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.Davalı ...’ya haricen satışın geçerli delille ispat edilmesi gerekir. Yazılı delil sunamamıştır. Fakat, davacı ile davalı ... arasındaki boşanmanın danışıklı olduğuna dair boşanma dava dosyasını delil olarak göstermiştir. Muvazaalı işlem her türlü delil ile ispat edilebilir. Satış tarihinden hemen önce aile konutu şerhi konulması, davacı hesabında yüklü miktar para bulunmasına rağmen aile konutunun borç ödemek üzere satışı, satış bedelinin önemli bir kısmının hemen davacı banka hesabına yatırılması, satışı hacizde öğrendiği halde,bankadaki paraya el konulduğunu öğrenince şikayette bulunması, satış tarihinden itibaren aradan uzun süre geçmesine rağmen bu dava sırasında dahi satışa konu evi davacının kullanmaya devam etmesi nedeniyle, danışıklı işlem boşanma dava dosyası dosya içine alınmadığından anlaşmalı boşanma ve muvazaa iddiası denetlenememiş, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.Ayrıca, davacının müteselsilen tahsil talebi bulunmadığı halde, hakimin tarafların talep ve iddiaları ile bağlı olduğu gözetilmeden talep aşılarak müteselsilen tahsile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.